Kategori arşivi: Blog

‘Burada’ o eski ramazanlar!

Çoğu zaman büyüklerimizden duyarız “nerede o eski ramazanlar?” diye. Geçmişe bir özlem, bugüne bir sitem içerir… Gerçi artık büyüklerimiz de telaffuz etmiyor, televizyonda reklam filmlerinde daha çok duyuyoruz bu sözü.

Neydi bu “eski ramazanlar”, ne vardı onda?

İstanbul gibi bir şehirde yaşayınca, iftar yemekleri için pek çok davet alabiliyor ve lüks yerlerde, hatta bazen 5 yıldızlı otellerde orucumuzu açabiliyoruz. Soframızda, en pahalısından hurmalar, en tazesinden meyveler, en lezzetlisinden tatlılar oluyor. Servisi yapanlar, daha önümüzdeki yemek bitmeden sıradakini masaya getiriyor. Hal böyle olunca, midemiz aldığınca yiyor. Sahura boş yer bırakmıyoruz. Sonra eve gelip televizyonu açıyor, reklam filmindeki “nerede o eski ramazanlar” sözünü duyunca karnımızı ovuşturup, “ah! kalmadı o eski ramazanlar” diye tekrarlıyoruz.

Yukarıda bir sitem, bir öz eleştiri vardı. Şimdi ise, “işte burada o eski ramazanlar!” diyeceğiniz öneriyi getiriyorum. ‘Burada’ o eski ramazanlar! yazısının devamı

4 yıl hayallerin gerçekleşmesi için uzun bir süre mi?

Bundan 4 yıl önceydi. 2011 yılı yaz aylarında, Çayeli’nde bir grup genç bir araya gelmiş, kimisi üniversite öğrencisi kimisi henüz lise. Fakat hepsinin ortak bir gayesi vardı. Sokak sokak dolaşıyor, girmedikleri kapı kalmıyor, el sıkmadıkları esnaf bırakmıyorlardı. Gün boyu yorulmadan geziyor; çat kapı ziyaretler yapıyordu.

Peki gençler ne istiyordu?

Toplumun şekillenmesinde en önemli paya sahip olan gençler, Türkiye nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Buna karşın, gençlerin doğru yönelimlere sahip olması için; kısaca uyuşturucu madde, alkol bağımlılığı ve benzeri kötü ahlaki alışkanlıklardan uzak durmalarını sağlayacak yeteri kadar sosyal proje mevcut değil.

Madde bağımlılığı tedavi merkezleri arttırılsa da, bunlar da yeterli gelmiyor. Çünkü çözüm bu değil. Çözüm gençlere daha erken yaşlarda ulaşmak. Çözüm gençleri başarılı olabileceği sosyal projelere katmak. Çözüm gençlerin yeteneklerini ortaya çıkarmak, kendisinin de bunun farkına varmasını sağlamak. Çözüm gençlere örnek alacağı (role-model olacak) akranlarıyla tanıştırmak. Çözüm gençlere hayallerini gerçekleştirmesi için imkan sağlamak.

Daha pek çok çözüm başlığı yazılabilir. Bunlar öncelikle olmasını düşündüğüm üst başlıklar. Bunlar sadece devlet eliyle değil, sivil toplumun da bu alanda çalışma yapmasıyla ulaşılabilecek hedefler.

2007 yılında kurulan Çayeli Gençlik Derneği de bölgesinde yaptığı sosyal projeler ile 4 yıl hayallerin gerçekleşmesi için uzun bir süre mi? yazısının devamı

Süpermarketlerin mahalle esnafımızla mücadelesi

Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi, başlığı yazarken “mahalle esnafının süpermarketlerle mücadelesi” diye yazmadım. Çünkü size, olagelmiş bir hikaye anlatmayacağım.

Salonumuzun penceresinden dışarıya baktığımda; caddenin karşısında, yan yana dizilmiş üç farklı market var. Bunlardan en eskisi, 2000 yılında Üsküdar’a taşındığımızdan beri satış yapmaya devam eden mahallemizin yerel marketi. İlk yıllarda 10 metrekare gibi bir dükkanla hizmet veren aile bakkalı, zaman içerisinde kendini yenileyerek bugünkü halini aldı. Şimdi, içerisinde şarküteri reyonundan, sebze-meyve tezgahlarına kadar, bir süpermarketten beklenen ürün çeşitliliğine sahip. Hatta geçen yıl, komşu mahalleye de bir şube açarak işlerini büyüttü. Çalıştırdığı kişi sayısıyla da küçük çaplı bir istihdam olanağı yaratıyor.

Sonradan açılan komşu süpermarketlerden biri, Türkiye’nin ilk toptan alışveriş zincirlerinden. Türkiye’nin her yerinde şubesini bulabilirsiniz. Diğeri de, geçtiğimiz 10 yıl içerisinde kurulan, yeni yeni büyüyen bir süpermarket zinciri.

En yeni açılan süpermarket 1 ay önce hizmete başladı. Açılış hazırlıkları sırasında, kimileri böylesine köklü bir süpermarketin mahallede açılacak olmasına seviniyordu. (Kim sevinmez, Süpermarketlerin mahalle esnafımızla mücadelesi yazısının devamı

Askerlik değil yedek subaylık yapıyorum

 

Askerlik hizmetine başladığım ilk günden beri yazmayı planlıyordum burada. İlk haftalar fırsat olmadı, müsait olunca paylaşmak için günlük tutmaya başladım. İlk bir ay boyunca sayfalarca yazdım. Sonra bir gün “istihbarat” dersi aldık ve yazdığım pek çok şeyin aslında paylaşılamayacağını öğrendim. Bunun üzerine, günlük yazmak ve yazmamak arasında kararsız kaldım. Fakat anlatılmaya değer o kadar şey oluyordu ki bunları kaydetmemek büyük bir kayıp olacaktı. Neyse sonra orta yolu bulup, uygun şekilde kaleme almaya başladım yaşadıklarımı.

Bu yazıyı, askerlik yapmak durumunda olan ve askere gitsem mi, sonra mı gitsem, bedelli askerlik çıkar mı, zorunlu askerlik kalkıyor mu diye düşünenler için yazıyorum. Özellikle de askerlik hizmetini yapmaya karar vermiş fakat yedek subaylık tercihinde kararsız olanlar için

Askerlik değil yedek subaylık yapıyorum yazısının devamı

Avrupa Komisyonu’na gönderdiğim mektuba cevap geldi!

8 Mart 2014 tarihinde Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso‘ya gönderdiğim, Schengen Vizesi başvuru süreciyle ilgili mektuba, Avrupa Komisyonu Schengen Direktörlüğü tarafından yanıt verildi.

Yazdığım mektupta, 13 Temmuz 2009 tarihinde yasalaşan Avrupa Birliği Schengen Regulasyonu‘na atıfta bulunarak; 26 yaş altı, eğitim amacıyla yurtdışına çıkacak kişilerden vize ücreti alınmaması gerekmesine rağmen, Türkiye’deki İspanya Başkonsolosluğu’nun bu Regulasyon’a aykırı işlem yaptığını belirtmiştim.

Bazı Schengen ülkeleri, sizin belirtmenize gerek olmaksızın eğitim amacıyla yapacağınız seyahatler için vize ücreti talep etmemektedir. Kimi ülkelerde ise, vize başvurusu yaparken böyle bir düzenlemenin olduğunu hatırlatmanız gerekmektedir. Benim yaşadığımda durumda ise, siz açıkça belirtseniz dahi Avrupa Birliği Regulasyonu’nu reddetme gafletine düşen ülkeler de olmaktadır.

(Avrupa Komisyonu’na gönderdiğim mektubun tamamını okumak için Open Letter to EU about the Visa Regulation.)

Yazdığım mektuba, 26 Mart 2014 tarihinde Avrupa Komisyonu’nda gelen yanıtı aşağıda paylaşıyorum. Bu yanıt emsal niteliğinde olup, Schengen vizesi başvurusu öncesinde ilgili Büyükelçilik veya Konsolosluğa gönderebilirsiniz, ayrıca vize başvurusu esnasında yanınızda bulundurabilirsiniz. Avrupa Komisyonu’na gönderdiğim mektuba cevap geldi! yazısının devamı

Yurtdışında Eğitim ve Gönüllülük İçin #BirYığınFırsat “İlk Adım”

Evet #BirYığınFırsat.

“Bir yığın fırsat” diyorum çünkü, etrafımızda o kadar çok fırsat varki değerlendirebileceğimiz; bunları saymaya çalışsak, liste yapsak; sonu gelmez! Bir genç olarak, bize en yakın olan ve en kolay şekilde erişebileceğimiz fırsatlardan bahsedip, bunlara nasıl erişebiliriz konusunda fikir vereceğim.

Tecrübe kazanmak isteyen ve yeni şeyler öğrenmek isteyen bir bireyin, maksimum düzeyde verim alabileceği çağ 20’li yaşlardır. Bu nedenle, bu yaşları olabildiğince güzel değerlendirmeli; gezip görmeli, yeni insanlarla tanışmalı, sorumluluklar üstlenmelidir.

Üniversite’ye başlayan bir öğrenci mutlaka şu fırsattan haberdardır, Erasmus Öğrenci Değişimi. Muhakkaktır ki hangi üniversite öğrencisine sorsak, bu konuda az veya çok bilgisi vardır. Şimdi bunu cepte tutalım! Daha önce bu ve benzeri programlardan yararlanmamış olanlar için, açık ve anlaşılır şekilde yazacağım. Yurtdışında Eğitim ve Gönüllülük İçin #BirYığınFırsat “İlk Adım” yazısının devamı

Duyarsızlık Yangını

duyarsızlıkBirkaç gün önce 110 Yangın İhbar hattını aramama neden olan bir duyarsızlık örneğini paylaşacağım. Anlatacağım bu küçük duyarsızlık örneği aslında Türkiye’nin bugünkü sorunlarının altında yatan en önemli neden!

Akşamüstü saatlerinde, Ataşehir‘de çalışan bir arkadaşımı iş yerinde ziyarete gidiyorum. Daha önce gitmiş olsam da, Ataşehir’i çok iyi bilmiyorum. Cep telefonumdaki navigasyonu kullanarak iş yerine ulaşmaya çalışıyorum. Hava da epey bi soğuk, hızlı adımlarla ilerliyorum. O sırada, hafiften yanık kokusu gelmeye başladı. Başımı kaldırıp sağa sola bakınca fark ettim ki, caddenin kenarında bulunan çöp konteynerinden dumanlar yükseliyor. Az biraz bekledim, mahalle sakinleri bi el atar da su döker söndürür diye, etrafta kimse yoktu. Hemen kavşağın kenarıydı, çokça araç geçiyordu; düşündüm biri arabasını durdurur da yangın tüpüyle müdahale eder. O da olmadı.  Duyarsızlık Yangını yazısının devamı

“Yürüyen merdivenlerin sağında durunuz!”

Sabahın erken saatlerinde evinden çıkıp, işine giderken metro kullanların yaşam tarzı olmuştur yürüyen merdivenler. Hem enerjiden hem de zamandan kazanmak isteyenler için idealdir. Her ne kadar işe gidiş süremizi kısaltsa da, bazen daha hızlı gitmek için yürüyen merdivenlerin sol tarafından hızlı adımlarla ilerleriz, ta ki yazılı olmayan-toplumsal kuralları çiğneyen bir kişi önümüzde duruyor olana kadar. İşte o an, arkadan bir ses “sağ tarafa geçer misiniz?” der. Ya da demez, yürüyen merdivenin sonuna gelene kadar bekleriz.

Günlerden bir gün, aynı hadise yaşanır. Yürüyen merdivenin solunu ve sağını işgal eden, orta yaşların üstünde iki arkadaş muhabbet ediyordur. Malum uyarı arkadan gelir, “sağ tarafa geçebilir misiniz?” Neyse arkadaşlardan biri sağa geçer ve acelesi olanlar sol taraftan koşar adımlarla ilerler. Fakat bu duruma sessiz kalmak istemeyen iki arkadaş, soldan yürüyenlere şöyle tepki gösterir, “yürümek istiyorsanız neden yürüyen merdivenleri kullanıyorsunuz!” “Yürüyen merdivenlerin sağında durunuz!” yazısının devamı

Avrupa Birliği Müzakerelerinde Yıllar Sonra Yeni Bir Fasıl Açılıyor

Türkiye’nin Avrupa Birliği Müzakereleri 3 Ekim 2005’te Lüksemburg’da resmen başlamıştı. Bugüne dek 35 müzakere başlığından 13’ü açılabildi ve sadece 1’i geçici olarak kapatıldı. Takvim üzerinde baktığımızda, 12 yıllık bir sürede sadece bir müzakere başlığında anlaşılmış olması hiç de olumlu değil. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Türkiye ile aynı dönemde müzakerelere başlayan Hırvatistan Temmuz 2013’te Avrupa Birliği’nin 28 üye ülkesi olacak. Bu karşılaştırma, Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığının ne kadar da yavaş işlediğini gösteriyor.

Son birkaç yılda “eksen kayması” söylemleri artarken, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış “her bakanlar kurulu toplantısında Avrupa Birliği adaylığıyla ilgili sunum yapıyorum” diyerek eksen kayması söylemlerini eleştirmişti. Fakat Ortadoğu’daki gelişmeler Avrupa Birliği adaylığını gündemde alt sıralara itti. Bu süreçte yapılan kamuoyu araştırmalarında da Türkiye’nin tam üyeliğine inanların sayısının giderek azaldığı görülüyor.

Güney Kıbrıs’ın 2012’nin ikinci yarısında Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenmesiyle Avrupa Birliği sürecini askıya alınmış, Brüksel’de düzenlenen toplantılarda Egemen Bağış fotoğraflara girmemişti. Bu durum, İrlanda’nın dönem başkanlığını devralmasıyla birlikte normale döndü ve 21 Ocak 2013’te yapılan Avrupa Birliği Bakanları Toplantısı’nda müzakerelerin yeniden hızlanması gündeme geldi. Bu toplantı Türkiye basınında “Türkiye yeniden Avrupa Birliği fotoğrafında” başlığı ile yer aldı. Egemen Bağış Türkiye’ye döndükten sonra, müzakerelerde yeni başlıkların açılacağının sinyalini vermişti. Avrupa Birliği Müzakerelerinde Yıllar Sonra Yeni Bir Fasıl Açılıyor yazısının devamı

Bir Eğitim Kursu İle Başlayan “Aktif Vatandaşlık”

21 Eylül 2012, Ulusal Ajans’taki stajımın son günü…

7. kat Leonardo Da Vinci Programı Koordinatörlüğü’ndeyim. Yine yoğun geçen bir iş günü. Bir yandan uzmanların işlerini kolaylaştırmaya çalışıyor, yardımcı oluyoruz; diğer yandan yaptığımız işler neticesinde tecrübe kazanıyoruz.

Gün sonunda; hem Ulusal Ajans’taki stajım, hem de son bir yılımın nasıl geçtiğinin değerlendirmesini yaparken, güzel bir ayrıntıyı fark ediyorum: Ulusal Ajans’ın hayatımın her anında yer aldığı gerçeği.

18 Mayıs 2010, uçağımız Varşova Havalimanına iniyor…

İlk kez yurt dışına çıkan 20 yaşında bir genç olarak, uçağın penceresinden meraklı gözlerle Polonya’yı seyrediyorum. İniş yaptık, çok geçmedi havalimanına girdik. Fakat hâlâ Avrupa Birliği sınırlarına girdim diyemiyorum çünkü az ileride gümrük polisi pasaport kontrolü için bekliyordu.

Varşova’ya, Polonya Ulusal Ajansı tarafından gerçekleştirilen “Cre-activity for Urban Youth” isimli bir haftalık eğitim kursu için gelmiştim. Duyurusu, eğitimden üç ay önce Türkiye Ulusal Ajansı internet sitesinden yapılmıştı ve başvurusu “salto-youth network” üzerinden yapılıyordu.

Eğitime bir ay kala, hiç beklemediğim bir anda Polonya’dan gelen kabul e-postası ile karşılaştım. Bir hafta içerisinde pasaport, üç gün içerisinde Schengen vizesi aldım. Eğitim kursunun yolculuk masrafları Türkiye Ulusal Ajansı; Varşova’daki masrafları Polonya Ulusal Ajansı tarafından karşılandığından, eğitim kursundan ücretsiz faydalanmış oldum.
Bir Eğitim Kursu İle Başlayan “Aktif Vatandaşlık” yazısının devamı

Tataristan’da Uluslararası Gençlik Zirvesi

Avrupa siyasi sınırları dışındaki ilk yurt dışı tecrübem olarak, İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu tarafından düzenlenen “2. Uluslararası Model İslam İşbirliği Teşkilatı Global Zirvesi” toplantısına katılmak üzere, 3 Temmuz 2012 salı günü Rusya Federasyonu, Tataristan Cumhuriyeti Başkenti Kazan’a indik. Kazan şehri, Moskova’dan sonra Rusya’nın en gelişmiş şehri olarak anılıyor. Şehir, Kazan nehrinin kenarına kurulmuş, nüfusunun %40’ını Tatarların oluşturduğu 1.1 milyon insanın yaşadığı, Rusya’nın üçüncü başkenti olarak anılan güzel bir şehir. Tataristan’da bulunduğumuz süre zarfında, toplantılardan arta kalan zaman içerisinde, Şehrin bir çok kültürel ve tarihi mekanını gezme fırsatımız oldu. Bunlardan en önemlisi de şehrin simgesi, 2005 yılında Türkiye tarafından yaptırılan, Rusya Federasyonu’nun da en büyük camii olan Kul Şerif Camii‘idi. 2. Uluslararası Model İslam İşbirliği Teşkilatı Similasyonu’nda, Türkiye Delegasyonunu Bahçeşehir Üniversitesi’nden ben İlker Girit, Fatih Üniversitesi’nden Vedat Yılmaz, Yalova Üniversitesi’nden de İlksen Savaş ve Serdar Yardak temsil etti. Tataristan’da Uluslararası Gençlik Zirvesi yazısının devamı

TUBITAK’ın Enerji Verimli Binalar Bilgilendirme Toplantısı

TUBİTAK, İstanbul Sanayi Odası ve Avrupa İşletmeler Ağı tarafından organize edilen, Enerji Verimli Binalar Ulusal Bilgilendirme Günü kapsamında, Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programları fonları ile gerçekleştirilmiş ve gerçekleştirilecek projelerin sunumları gerçekleştirildi. Ayrıca, İspanya ve İtalya’dan gelen şirket temsilcileri, hazırladıkları projelerin sunumlarını gerçekleştirerek, toplantıya katılan kurumları partnerliğe davet ettiler.

Toplantının belli başlı konularına kısaca değineceğim. TUBITAK’ın Enerji Verimli Binalar Bilgilendirme Toplantısı yazısının devamı

Avrupa Birliği alanında doğru bilgi şart!

“Türkiye’nin, yarım yüzyıl önce, ilk başvurusu ile başlayan Avrupa Birliği süreci” gibi bir giriş yapmayacağım. Kısacası, II.Dünya Savaşından sonra Avrupa’daki barış arayışları sonuçlanarak, ekonomik topluluk olarak başlayan Avrupa Birliği ortaya çıktı.. 2005 yılında Türkiye’nin aday ülke olarak müzakarelere başlaması ile ilişkiler hızlanmış olsa da, son bir kaç yıldır süreç ağır işliyor denilebilir. Durum böyle olunca, gazetelerde, internet sitelerinde, bloglarda vb. alanlarda yüzlerce yazı kaleme alınmaktadır. Avrupa Birliği alanında doğru bilgi şart! yazısının devamı