Kategori arşivi: Blog

İngiltere’de tasarruflu yaşamak için yapılması gerekenler

Ucuz Elektrik ve Gaz

İngiltere’de konutlara elektrik ve gaz sağlayan pek çok farklı şirket var. Sundukları tarifeler de ikamet adresinize göre değişiyor. Size en uygun teklifi veren şirketi seçerek tasarruf edebilirsiniz. Enerji sağlayıcılarını karşılaştırmak için uSwitch.com‘u kullanın. Eğer en uygun şirket Bulb çıkarsa, 50£ değerindeki bu referans bağlantısını kullanabilirsiniz.

us


Telefon Hattı

Sınırsız konuşma, sınırsız mesajlaşma ve sınırsız sosyal medya, hem de kontratsız. Vodafone’un yalnızca 18-30 yaş grubu için sunduğu VOXI Mobile İngiltere’de ikamet eden herkese açık. Facebook, Whatsapp, Snapchat, Instagram, Twitter ve Messanger’da harcadığın internet kotanızdan gitmiyor. Ayrıca paketinizi Türkiye dahil tüm Avrupa ülkelerinde kullanabiliyorsunuz. Bu bağlantıyı kullanarak abone olun Amazon.co.uk’da 10£ hediye çeki kazanın. https://referme.to/oD55w5o

voxi


Tren Kartı

Şehirlerarası seyehatlerde tren kullanıyorsanız tüm hatlarda 1/3 oranında indirim sağlayan Railcard alın. Yıllık ücreti 30£. İnternet üzerinden ödeme yapıp kartı adresinize göndertebilirsiniz veya elektronik kart talep edip cep telefonunuzu kullanabilirsiniz.

RAilcard.png


Alışveriş Kartları

Alışverişlerinizden puan toplayın! Dışarıda hazır yemek yerine, evde yemek yapmayı tercih ediyorsanız alışverişi devamlı olarak yapacağınız bir supermarket belirleyin ve müşteri kartı çıkartın. Örneğin Tesco Clubcard yaptığınız her 1£’luk alışverişe 1 puan veriyor. Biriken puanlarla dilerseniz alışveriş yapın dilerseniz anlaşmalı mağaza ve resterontlarda geçerli indirim kuponu alın. 100 puan 3£’luk indirim çeki kuponu sağlıyor. Fakat bence en iyi kampanya biriken puanlarla Railcard alabilmek. 1000 puan toplayıp 1 yıllık Railcard abonesi olabilirsiniz. İngiltere’de tasarruflu yaşamak için yapılması gerekenler yazısının devamı

İngiltere’nin AB’den ayrılması – Özetle son durum

İngiltere 29 Mart 2019 günü Avrupa Birliği’nden çıkmayı planlıyor, fakat bu ayrılık nasıl gerçekleşecek hala belirsiz. Siyasi ve ekonomik kriz İngiltere gündeminde. Özetle son durum değerlendirmesi.

Başbakan Theresa May’in AB ile müzakere ederek hazırladığı Brexit anlaşması gelecek hafta Salı günü parlamentoda oylanacak. Fakat iktidar partisi milletvekilleri bile anlaşmayı desteklemiyor.

Brexit anlaşmazlığı nedeniyle 21 üyeli May kabinesinden istifa edenlerin sayısı geçen hafta 10’a yükseldi.

May’in Brexit anlaşması 31 Aralık 2020’ye kadar “geçiş süreci” içeriyor. Bu tarihe kadar AB ile yeni bir ticaret anlaşması yapılacak ve ikili ilişkilerin çerçevesi belirlenecek. Bu süre zarfında gümrük birliği devam edecek. Fakat anlaşma sağlanamazsa süre uzatılacak.

Anlaşmayı eleştirenlerin en güçlü argümanı: AB ile yeni bir anlaşma yapmak için 27 üye ülkenin onay vermesi gerekiyor. Herhagi biri kabul etmezse İngiltere sonsuza kadar gümrük birliğinde kalabilir. Bu durum İngiltere’yi pazarlık masasında “çaresiz” duruma düşürecek.

CB053817-7FC4-43FF-83DD-409439B294CD-14930-00000B2C7D4F5BDAGeçiş sürecinin uzatılabiliyor olma maddesinin anlaşmaya eklenmesinin nedeni İngiltere’nin İrlanda (yani Avrupa Birliği) ile olan kara sınırı. Burada ne gümrük kapısı var ne de tel örgü. İnsanlar ve mallar serbestçe geçebiliyor.

AB ile yeni bir anlaşma yapılarak İrlanda ile olan sınırın mevcut durumunun korunması isteniyor. Aksi takdirde fiziksel olarak sınır hattı çekmek ve bunu korumak gerekecek. Bunu ne İngiltere ne de AB yapabilir. Bu da İngiltere için yeni bir Kuzey İrlanda sorunu demek.

May parlamentoda gelen bu eleştirilere hiçbir zaman tatmin edici yanıtlar veremedi ve sürekli ‘mümkün olan en iyi anlaşmayı yaptığını’ söyledi.

May’in milletvekillerini ikna etme sözleri: “Halk referandumda AB’den ayrılalım diyerek size bir görev verdi. Siz de bunun sonucu olarak gereğini yapın.”

May AB ile yaptığı Brexit anlaşmasını duyurduğu günden bu yana istifa, erken seçim ve 2. referandum çağrıları alıyor.

Bu süre zarfında iktidar partisi milletvekilleri May’in liderliğini sonlandırmak için güven oylaması yapılması yönünde imza topladıysa da yeterli sayıya ulaşamadı.

Bu gelişmelerin ardından May hükümetinin, İngiltere başsavcısının Brexit anlaşmasına ilişkin hazırladığı ‘yasal tavsiye’ metninin tamamını parlamentoyla paylaşmadığı gündeme geldi.

Salı günü yapılan oturumda 293’e karşı 311 oyla hükümetin ‘parlamentoyu aşağıladığına’ karar verildi. Bu İngiltere tarihinde ilk kez oluyor. Hükümet ‘yasal tavsiye’ metninin tamamını dün yayınladı.

İngiltere Başsavcısı Geoffrey Cox, mevcut Brexit anlaşmasının ülkeyi yasal bir çıkmaza sürükleyebileceği konusunda May hükümetini uyarmış.

IMG-7698

Başsavcının tavsiye metni sonrası Brexit anlaşması aleyhine oy kullanmayı düşünen milletvekillerinin eli daha da güçlendi. Fakat anlaşmanın kabul edilmemesi durumunda resmi rakamlara göre İngiltere ekonomisi %9,3 küçülebilir.

İngiltere Merkez Bankası geçen hafta yaptığı açıklamada, eğer ‘uygun’ şekilde AB’den çıkılmazsa Sterlin’in değer kaybetmesi sonucu yiyecek fiyatlarının %10 artabileceğini söyledi.

6D65B95C-4F16-4879-B8D8-768BF99BC485-14930-00000B3F4C44F631

Bazı muhalif milletvekilleri ise ekonomik tahminlerin çarpıtıldığını iddia ederek, bu verilerin oylama sonucunu etkilemeye yönelik hükümetin kasıtlı girişimi olarak yorumladı.

Bu hafta, İngiliz Sterlini Amerikan Doları karşısında son 1,5 yılın en düşük seviyesi olan 1.2676’yı gördü.

Anlaşma parlamentoda kabul edilmezse olası sonuçlar; Anlaşma olmaksızın ayrılma; May’in istifası veya güven oyu ile görevden alınması; Erken genel seçim; 2. referandum; AB’den ayrılmamak.

Anlaşma olmadan AB’den ayrılmak kimsenin işine gelmeyen en kötü seçenek. Kaos senaryoları arasında İngiltere’de ilaç ve yiyecek kıtlığı yaşanması, sağlık sisteminin çökmesi, sınır kapılarında izdiham, uçakların inememesi ve benzeri öngörüler var.

Geçen hafta Birmingham’da yapılan bir toplantıda Dr Tim Haughton, anlaşma olmaksızın ayrılık olsa dahi İngiltere ile AB’nin “geçici” düzenlemeler yaparak süreci yumuşatabileceğini savundu.

Kabinesinden ve partisinden gerekli desteği alamayan May’in istifa etmesi ise en olası sonuç gibi görünüyor. Bu durumda Muhafazakar Parti yeni bir lider seçip koalisyon ortağı Demokratik Birlik Partisi’nin (DUP) kapısını tekrar çalabilir.

DUP gerekli desteği vermez ise erken genel seçim kaçınılmaz. Fakat seçimlerin yapılması ve yeni hükümetin kurulması demek Brexit’in 29 Mart 2019’a yetişmemesi demek olur. Bu durumda İngiltere’nin AB’den çıkması ertelenebilir.

Avrupa Adalet Divanı danışmanı bu hafta yaptığı açıklamada İngiltere’nin tek taraflı alacağı bir kararla AB’den ayrılma sürecini hukuki olarak durdurabileceğini yorumunu yaptı. Bu açıklama AB yanlılarını oldukça sevindirdi.

Avrupa Adalet Divanı İngiltere’nin tek taraflı olarak süreci durdurup durduramayacağı konusundaki resmi kararını 10 Aralık Pazartesi günü (yani İngiltere parlamentosundaki oylamadan bir gün önce) açıklayacak.

2. referandum seçeneği ise muhalefet milletvekilleri tarafından sıkça gündeme getiriliyor. Ayrıca iki ay önce Londra’da 700,000 kişinin katıldığı Brexit karşıtı gösteri düzenlenmişti.

Fakat yeni bir referandum yaparak bir öncekinin sonucunu değiştirmeye çalışmak demokrasi ilkeleriyle ne kadar bağdaşır tartışma konusu.

Diğer bir görüş de, İngiltere’de referandumların hukuki bağlayıcılığı olmadığından AB’den ayrılmak zorunda olunmadığını savunuyor.  Tabi bu durumda halkın görüşü yok sayılmış olacak.

405px-United_Kingdom_EU_referendum_2016_area_results.svg

23 Haziran 2016’da yapılan Brexit referandumunda 17,410,742 kişi (%51,89) AB’den ayrılalım derken, 16,141,241 kişi (%48,11) kalalım demişti. İskoçya %62, Kuzey İrlanda %55,78 oranında AB’de kalma yönünde oy kullandı.

İskoçya ve Kuzey İrlanda’daki bu sonuçlar İngiltere’den bağımsızlıklık talep eden siyasi partileri heyecanlandırdı. Referandumdan bir gün sonra bu yönde açıklamalar gelmeye başladı.

İskoçya Parlamentosu’nda dün yapılan oylamada May’in Brexit anlaşması 92’ye 29 oyla reddedilerek “daha iyi bir alternatif” bulunması yönünde çağrı yapıldı.

2014 yılında İskoçya’da yapılan bağımsızlık referandumundan %55,30 oranında ‘hayır’ oyu çıkmıştı. Parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran İskoçya Ulusal Partisi yeni bir bağımsızlık referandumu için fırsat kolluyor.

Netflix abonesi oldum, şimdi ne izleyeceğim?

Netflix, birkaç yıl önce tanıştığımız, 1992’de ABD’de kurulduğunda postayla DVD satışı ve kiralaması yapan, bugün ise 190 ülkeden 125 milyon abonesiyle yılda 11.692 milyar dolar gelir elde eden, internet üzerinden dizi, film, belgesel gibi medyalar sunan bir içerik sağlayıcısıdır.

Netflixearlier

Diğer 120 milyon gibi biz de üye olduk, peki izlemeye nereden başlamalıyız? 

En popülerlerinden başlayayım diyorsanız, Netflix orjinal dizisi olan House of Cards bunların en başında gelir, ardından da Stranger Things. Bunların yanında farklı yapımcılar tarafından üretilmiş dizileri izlemek de mümkün, Breaking Bad, Sherlock gibi. 

Benim önerilerim ise bunlardan farklı olarak, popüler olmadığı için gözden kaçabilecek üç eser. Derren Brown: Manipülasyon, AlphaGo ve Hitler’in Kötülük Çemberi.


Derren Brown: Manipülasyon 

Sıradan bir insan sosyal baskı yoluyla cinayete ikna edilebilir mi?

Zihin kontrolü uzmanı Derren Brown’un yönettiği, 79 oyuncu ile sahnelenen bir sosyal deney. Senaryodan haberi olmayan 29 yaşındaki Kris Boyson, The Push isimli derneğin bağış toplama organizasyonuna katıldığını düşünür. Fakat farkına varmadan 1 saat sonra kendini bir insanı öldürmek üzere bulur.


AlphaGO

Yapay zeka konusunu işleyip insanı duygusal olarak etkileyebilecek başka bir belgesel var mıdır?

Alphago, İngiliz yapay zeka firması DeepMind’in geliştirdiği GO oyunu yazılımının, dünyanın 1 numarası olan Güney Koreli Lee Sedol ile yaptığı müsabakayı konu alıyor. Belgesel, yapay zeka dünyasındaki gelişmeleri göz önüne sererken aynı zamanda da yapay zeka ile insanoğlu arasındaki karmaşık ilişkiyi duygusal bir bağ kurarak anlatıyor.


Hitler’s Circle of Evil

Hitler’in Kötülük Çemberi, Nazi partisinin kilit üyelerin kendi aralarındaki ilişkilerini ve güç dinamiklerini inceleyen on bölümlük bir drama-belgesel dizidir. Nazi partisinin  1923’te Münih’teki darbe girişimi ile başlayan, 1945’te savaşı kaybederek sona eren hikayesi karakter analizleri yapılarak anlatılıyor.

Daha önce izlediğim Nazi Almanyası dönemi belgesellerinden farklı olarak sadece Hitler’e odaklanmayan, Nazi partisi üst yöneticilerinin güç kazanmak ve Hitler’in gözüne girmek için neler yaptığı anlatılıyor. En önemlisi de Hitler’in adamlarının bir birleri arasındaki rekabette öne geçmek için ne kadar acımasız davrandıkları gözler önüne seriliyor.

Netflix abonesi oldum, şimdi ne izleyeceğim? yazısının devamı

Hobi olarak çektiğiniz fotoğraflardan para kazanın!

Öyle çok para değil… Fakat işi ciddiye alırsanız düzenli bir gelir kaynağı sağlayabilirsiniz.

Bir gün iş çıkışı metrobüste seyahat ederken Faruk bahsetmişti. “Çektiğin fotoğrafı siteye yüklüyorsun, ihtiyacı olan bir kurum, ajans veya kişi kullanım hakkını ödeyerek siteden indirebiliyor.”

Shutterstock stok görsel sitesini bu şekilde özetlemişti. Konuşmamızdan birkaç hafta sonra da Shutterstock‘a üye oldum.

Peki stok görseli nedir? Kitaplar, dergiler, haberler, web siteleri, broşürler, ambalajlar, basılı ve internet reklamları ve çok sayıda özel uygulamada kullanılabilen hazır görsellerdir. Mevcut bir görseli kullanmak, görseli satın alana zaman kazandırdığı ve özel bir fotoğraf çekiminin masrafından kurtardığı için tercih edilmektedir.

stock-photo-istanbul-turkey-june-a-speed-boat-sailing-through-istanbul-s-european-side-on-775164307.jpg
Hobi olarak çektiğiniz fotoğraflardan para kazanın! yazısının devamı

Avrupa Birliği dokümanları adresinize ‘ücretsiz’ gelsin

Avrupa Birliği nasıl kuruldu, politikaları nelerdir, nasıl karar alıyor… Raporlar, araştırmalar, dergiler… Hepsine publications.europa.eu adresinden ulaşabilirsiniz. Dahası pek çoğunu sipariş edebilir, evinize, iş yerinize ücretsiz kargolatabilirsiniz.

Screen Shot 2017-12-04 at 11.12.41

Yapmanız gereken publications.europa.eu web sayfasına girmek ve istediğiniz yayınları sepete eklemek. Ücretli yayınların yanı sıra, ücretsiz olarak sipariş edilebilecek kitap ve haritalar da mevcut.

Örneğin Travelling in Europe 2017-2018 haritasına ücretsiz sahip olabilirsiniz.

Sipariş işlemini tamamlamak için üye olmanıza da gerek yok. Sepetteki ürünleri, isim ve adres bilgilerinizi girerek dilediğiniz zaman kargolatabilirsiniz.

Seçtiğiniz ürünler kargo süresine bağlı olarak ortalama üç hafta içerisinde belirttiğiniz adrese ulaşıyor. Avrupa Birliği dokümanları adresinize ‘ücretsiz’ gelsin yazısının devamı

Tek kelime yazmadan, yılda 35.000 blog ziyaretçisi almak

Geçtiğimiz yıl bu blogu 35.386 kişi ziyaret etmiş, 2015 yılınındaki ziyaretçi sayısının neredeyse beş katı. Ben ise 2016 yılında tek bir kelime dahi yazmamıştım. Peki neden ziyaretçi sayısı çarpıcı biçimde arttı?

Sorunun cevabı, 2009 yılı sonbaharında aldığım Ekonomiye Giriş dersinde öğrendiğim arz talep eğrisinde. Sen ne kadar kalite ürünler üretsen de, bulunduğun pazarda buna talep yoksa batarsın.

Yazarlık da öyleymiş. Ne kadar kusursuz yazdığından ziyade, insanlar neyi okumak istiyor, neyi merak ediyor daha önemliymiş. Tek kelime yazmadan, yılda 35.000 blog ziyaretçisi almak yazısının devamı

Türk annesi ileri görüşlülüğü

Bundan 2 ay önceydi. Henüz Rusya’nın savaş uçağını düşürmemiştik. Aksine, devletler arası ilişkiler iyi seviyedeydi.

Evde, mutfak ocağının değişmesi söz konusu olmuş. Annem de beyaz eşya mağazasına gidip bir tane beğenmiş.

Ertesi gün babamla birlikte gidip, alıp geldiler. Ocağın 3 gözü doğalgazlı, 1 gözü elektrikli. Fakat babam, ocağın böyle farklı bir özelliğinin olmasına sitemli.

Evde konuşuyoruz. Anneme sorduk. Neden böyle bir tercih yaptın? O da “belli mi olur! Rusya doğalgazı keserse, elektrikle çalıştırırız…”

Bu konuşmamızdan yaklaşık 1 ay sonra, hava sahası ihlali yapan Rus uçağı düşürüldü. Tartışmalar malum.

Neyse ki, annemin düşündüğü seviyede Rusya’ya bağımlılığımız yok.

Ama, anne ileri görüşlülüğü bu olsa gerek.

Türk annesi ileri görüşlülüğü yazısının devamı

Birleşmiş Milletler’de staj yapmak için çadırda kalır mıydınız?

Bugün bizler, etrafı müttefik ülkelerle çevrili, denizle bağlantısı olmayan ve en yakın küresel soruna yüzlerce kilometre uzakta olan bir ülkede yaşamıyoruz, bilakis küresel sorunların ortasındayız. Diğer yandan baktığımızda, küresel sorunların konuşulduğu Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF)  gibi uluslararası örgütlerdeki etkinliğimiz çok sınırlı.

Bunun sorumluluğunu tek başına devlete atmak yerine, bireysel olarak ne yaptık veya ne yapabiliriz bunları konuşmalıyız. Bence farkına varmamız gereken en önemli durum da; iyi bir üniversitede okumaya çalışmak yerine, bir üniversitede iyi bir şekilde okumaya çalışmalıyız. Daha çok çalışsaydım istediğim şu üniversiteyi gidebilirdim diye hayıflanmak yerine, gittiğimiz üniversitede yaptığımız işlerle fark yaratmaya çalışmalıyız.

Cenevre’deki Birleşmiş Milletler ofisinde altı aylık staj programına hak kazanan 22 yaşındaki Yeni Zelandalı gencin çadırda kalmak zorunda kaldığını duymuş muydunuz? Peki neden?

Bu sorunun cevabını, yanınızdaki cep telefonunuzu elinize alıp Google’a yazarak bir dakika içinde öğrenebilirsiniz. Benim üzerinde durmak istediğim konu “neden?” Yani 22 yaşındaki bir genç, neden binlerce kilometre mesafe kat gelip çadırda yatmayı göze alarak staj yapmak için başka bir ülkeye gider?

Birleşmiş Milletler’de staj yapmak için çadırda kalır mıydınız? yazısının devamı

Su 100 santigrat derecede kaynamıyorsa!

Çok okuyan değil, çok gezen bilir derler ya, buna gayet iyi bir örnek olacak.

Bu Ramazan ayında; Rize, Hemşin’de Badara Yaylasına misafir olmuştuk. Kalabalıktık da. Yaylada bulunan 20 haneden birindeydik. İftar vakti için yemek hazırlıklarına başladık. Gençler salatayı yaptık. Erkekler mısır unu muhlamasını, ana yemekleri de hanımefendiler…

Salatayı yapıp masaya koymuştuk ama kuzinenin üzerinde pişen yemeklerle ilgili bir soru işareti vardı. Yayla sakini olmayanlar, “o çoktan olmuştur alalım kuzineden” deyip atıldılar fakat tencerenin kapağını açıp bakınca yemeğin pişmediği belli oluyordu. Sonra, o dikkat çekici sözü duydum, ki hala unutamamışım bugün burada yazıyorum, yayladayız, burada yemekler daha geç pişer“. Hemen sonrasında da nedeni söylendi. Yüksek rakım! Dolayısıyla atmosfer basıncının düşmesi.

Şimdiye kadar nasıl öğrenmiştik, “su 100 santigrat derece sıcaklıkta kaynar.” İlkokul 4. sınıf fen bilgisi dersi… Belki de 3. sınıftı. Sonra öğretildi, “su deniz seviyesinde 100 santigrat derece sıcaklıkta kaynar.” Daha sonra saf su deniz seviyesinde 100 santigrat derece sıcaklıkta kaynar.” Bu bilgilerde bir sıkıntı yok, çok iyi öğrenmiştik. Yani ezberimiz kuvvetliydi, çok iyi ezberlemiştik. Su 100 santigrat derecede kaynamıyorsa! yazısının devamı

Kimin diktatör olduğuna kim karar veriyor? Google mı?

Bu yazıyı okuduğunuzda elinizde bir cevap olmayacak. Farklı bir bakış açısı kazanabilirsiniz.

Ne zaman babaannemin yanında bilgisayar kullansam hep şunu tekrarlar; babaanneme de zamanında neneleri söylemiş; “gün gelecek dünyayı bir teneke kutuya sığdıracaklar“. Ben de o günden sonra ne zaman Google Haritaları kullansam bu söz geliyor aklıma. Düşünüyorum da 1950’lerde yaşıyor olsaydım aklıma ne gelirdi acaba?

Neyse ki 2000’lerde yaşıyoruz! Aklımızı çok kurcalamamız gerekmiyor. Herhangi bir söz duyduğumuzda aklımızda hemen bir şeyler canlanıyor. Benim aklıma artık Google Haritaların gelmesi gibi.

Şimdi küçük bir test yapalım. Bir soru soracağım. Cevabı sizde kalabilir.

Özgürlükler ülkesi denilince aklınıza neresi geliyor?

Tamam, akınıza geleni söylemeyin. Peki şimdi düşünün. Bu ülkede polis tarafından öldürülen Kimin diktatör olduğuna kim karar veriyor? Google mı? yazısının devamı

Marmaray’daki şüphelinin çantasından çıkanlar

Aşağıda anlatılanlar yaşanmış bir olayın hikayeleştirilmesidir.

Bugün, Marmaray’ın Yenikapı İstasyonu’ndan trene binip Üsküdar’a geçiyordum. Saat 15:10’da istasyonun zemin katına indim ve treninin duracağı yere doğru ilerlemeye başladım. Oraya varmadan, önümdeki kişinin istasyondaki çöp kutusunu karıştırdığını gördüm. Onu fark ettiğim anda işini bitirmiş ve yürümeye başlamıştı. Giyim kuşamına baktığımda, siyah bir spor ayakkabısı, üzerinde siyah pantolon, siyah kapüşonlu hırka ve siyah sırt çantası vardı; uzun saçlıydı, gözlük kullanıyordu ve elinde beyaz bir poşet vardı. Şüpheli birine benzemiyordu ama çöp kutusuyla bu kadar haşır neşir olması, hem de metroda, neden?

Bir kaç saniye sonra, çöp kutusunun yanındaydım. Baktığımda, kağıt öğütme makinesinden geçmiş bir yığın gazete kağıdı, üzerinde bir karton kutu ve içerisi de aynı şekilde öğütülmüş kağıtlarla doluydu. İçerisinde bomba olabilir miydi? Bomba değilse o zaman bu kişi bu kağıt yığınını neden metro istasyonundaki çöp kutusuna koydu? Ne yapmalıydım? Polis? 155? Telefon çekmiyor? İstasyonun güvenlik görevlisi? Gereksiz yere telaş mı olurdu? Yoksa bir kahraman mı olurdum? Aklımdan geçen tüm bu sorulardan sonra, o kişiyi takip etmeye karar verdim. Şüpheli hareketleri varsa güvenliğe haber verebilirdim.

Gözden kaybolmadan hızlıca yaklaştım. Tren gelmişti. Trene bindi. Binerken de saatine baktı. Ben de hemen arkasından bindim. Oturacak boş yer yoktu, ayakta beklemek için vagonlar arasındaki bağlantının olduğu boşluğa ilerledi, ben de hemen üç adım arkasındaydım.

Marmaray’daki şüphelinin çantasından çıkanlar yazısının devamı

Yurt dışına çıkmak için pasaportunuzun olmasına gerek yok

Avrupa ülkeleri vatandaşları ile karşılaştırdığımızda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışına çıkma oranı çok düşük. Bunun coğrafi, ekonomik ve siyasi nedenlerini sıralamak mümkün. Bana göre ise en önemli neden “mesafe.”

Mesafeyi sadece fiziksel uzaklık olarak düşünmeyin; kültürel ve dini farklılık, eğitim seviyesi, ortalama aylık gelir, dil vb. gibi konular da mesafenin içerisinde.

2012 yılına kadar, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yurt dışına çıkabilmesi için öncelikle pasaport alması gerekirdi. Tek başına bu da yeterli olmaz, gideceği ülkeye göre değişmekle birlikte, o ülkeye giriş yapabilmek için ‘vize‘ alması gerekirdi. Bir de Türkiye’den çıkış yapabilmek için ‘yurt dışı çıkış harç pulu’nun olması gerekir. (Bu durum hala değişmedi.)

Yazıma başlamadan önce şöyle biraz araştırdım, pasaportun geçmişi milattan önce 450li yıllara kadar gidiyormuş. Modern anlamda pasaportun temelleri ise Milletler Cemiyeti‘nin 1920’de Paris’te yaptığı “Pasaport ve Gümrük Uygulamaları” konferansında atılmış. Yurt dışına çıkmak için pasaportunuzun olmasına gerek yok yazısının devamı

Çay Toplayıcılığı 101

Konu çay olunca yazıya nasıl giriş yapacağım, nereden başlayacağım bilemiyorum. Çünkü çayın pek çoklarımız için farkı bir önemi vardır; çayla ilgili binlerce yazı yazılmış, sayısız fotoğraf çekilmiş, birçok türkü söylenmiştir.

Benim çayla ilgili hikayem, çayın yaş haliyle başlıyor. Daha demliğe koyulmadan, paketlenmeden, fabrikada işlenmeden, dalında toplanmadan önce…

Çayla ilgili en ilginç anım da Tataristan’dan. Sabah kahvaltısında garsondan İngilizce olarak çay istemeye çalışıyorduk. Her ne kadar ‘a cup of tea’, ‘tea’ ve ‘teaaaa’ desem de hiçbiri fayda etmiyordu. İngilizce bilmediğini öğrenince, el hareketleriyle çayı, çay bardağını anlatmaya çalıştımsa da olmadı. Onun üzerine ‘yeter ya, bi çay istiyoruz’ şeklinde Türkçe yüksek sesle sitem edince, garson ‘hee çayy’ dedi. Kendi içimden ‘acaba Türk mü bu garson’ diye düşünüyordum, meğersem çayın Rusçası da aynı şekilde telaffuz ediliyormuş. Orada farkına vardım ki çay düşündüğümden daha evrensel. Çay Toplayıcılığı 101 yazısının devamı