Yaşamın bir anlamı var mı?

Öne çıkan

‘Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu’ filmi ve Viktor Frankl’nin ‘İnsanın Anlam Arayışı’ kitabı üzerine

Geçtiğimiz yaz tezimi yazdığım sıralarda izlediğim fragmanıyla ülkeye dönünce yapılacaklar listeme bu filme gitmeyi de ekledim. Kaliteli bir iş olduğu belliydi, arada kendimi vizyona girmesine kaç gün kaldığını hesaplarken buluyordum. Nihayet sinemalarda gösterime girdiğindeyse -artık ulaşılabilir olmasının etkisiyle- aldı beni bir rehavet.

Bir hafta kadar gecikmeli gitsem de on gün içinde üç kez sinemada izleyerek yapımcıların gönlünü almışımdır umarım. Kendim gitmekle de yetinmedim. Aile üyelerini -en son 13 yıl önce sinemaya giden babam dahil- her türlü cebir ve hile kullanarak, direnç seviyelerine göre farklı zamanlarda ikna ederek bu filme götürdüm.

Aşağıda bahsedeceklerim herkeste aynı etkiyi yapar mı bilmiyorum -aslında biliyorum, üç farklı salon gözlemimden çıkardığım kadarıyla yapmadı, ilk izlediğim salonda cast akıp ışıklar açılana kadar kimse salonu terk edemedi, bir diğerinde yarıda çıkanlar oldu-. Ama bu filmin yeri bende çok ayrı. 

Aslında halter dahil birçok spor dalına genel yaklaşımım ‘Buna ne gerek var şimdi?’ idi. Televizyonda olimpiyatları izlerken genelde şöyle iç konuşmalar gerçekleştirirdim: ‘E o kadar ağırlık kaldırdın da n’oldu?’ ‘O gülleyi attın/o kadar uzağa-yükseğe zıpladın da başın göğe mi erdi?’.

Diğer taraftan, Naim Süleymanoğlu’nun aktif spor hayatına şahit olmaya yaşım tutmuyor, ancak büyüklerimden efsane olarak ismini duymuşluğum vardı. E o halde neden fragmanı bile beni bu kadar heyecanlandırdı ve filme de büyük beklentiyle gitmeme rağmen beni hayal kırıklığına uğratmadı?

Bunlardan biri şahsi olmak üzere birkaç sebebi var. Öncelikle dönemin siyasi konjonktürü ve Naim Süleymanoğlu’nun hayatı birbirlerinden ayrı anlatılamayacak iki dinamik. Bu noktada siyasetin bireyin yaşamına etkisi ve bireyin siyasete müdahalesi çok güzel bir denge tutturularak aktarılmış.

Efsane haltercinin başarılarını biliyoruz da çocukluğu ve Türkiye’ye iltica etmeden önceki hayatının nasıl aktarılacağı kilit öneme sahipti. Film oldubittiye getirmeden ilk yarıyı tamamen bu zamana ayırmış.

Naim’in çocukluğu ve gençliği süresince Bulgaristan’ın komünist parti yönetiminin insan haklarını çiğneyecek boyutlara varan sıkı kurallarla ulus devlet inşa sürecini görüyoruz. Siyaset bilimi okuyanlar ya da bu alana ilgi duyanlar bu sürecinin ne kadar sancılı olduğunu ve bunun birçok ülkede -maalesef- görüldüğünü bilir. 

İşte tarihte tekerrür eden ve çok acılara sebep olan bu süreç bu filmde Bulgaristan özelinde anlatılmış. Bulgaristan’da yaşayan Türklerin varlığı resmi söylemde yok sayılıyor, kendilerinden ‘Bulgar Müslümanlar’ diye bahsediliyor. İsimleri ‘kendi rızalarıyla’ değiştirilmeye zorlanıyor, ölülerde bu uygulamadan nasibini alıyor, mezar taşlarında dahi isim değiştirme işlemi gerçekleştiriliyor. 

Türkçe konuşmak yasak, camiler kapatılıyor, Türklerin yaşadığı Kırcaali bölgesinden çıkmak izinle ve çıkış neredeyse imkansız. Bu yasaklara baş kaldıranlar Belene Kampına gönderiliyor. Hapishaneler siyasi mahkum kaynıyor. 

“Yaşamın bir anlamı var mı?” yazısını okumaya devam et

Mutluluk Nedir? Nerede Başlar?

Öne çıkan

Daniel Gilbert’ın ‘Mutluluk beyinde başlar’ kitabı üzerine

Kitabı okurken son sayfalara kadar beğenip beğenmeme konusunda kararsızdım hatta arka kapağında yazan yorumlara bakıp içten içe abartıldığı ya da popüler tabirle ‘overrated’ olduğunu, o an biri tavsiye edip etmediğimi sorsa beynin nasıl çalıştığını öğrenmek istersen oku ama mutlulukla ilgili bir beklentin varsa başka kitaplara bakabilirsin derdim. 

Hatta acaba kitap satsın diye çevirisinde bilinçli olarak mı mutluluk kelimesini kullanmışlar diye orijinal adına da bakmıştım. Kitabın orijinal ismi ‘Stumbling on Happiness’ (Mutlulukta Tökezlemek) imiş. Yani biraz yorum olsa da mutluluk kelimesi orada duruyormuş.

Peki fikrim nasıl değişti de bu yazıyı yazdım? 

Öncelikle kitap bu on kuralı uygulayın ve hayatınız değişsin iddiasına sahip kişisel gelişim kitaplarının aksine Harvard’lı bir akademisyen tarafından yazılmış bir psikoloji kitabı.

İlk bakışta kişisel gelişim kitabına benzetilmesinin iki nedeni; mutluluk kelimesinin geçtiği ve bununla ilgili bir yargı bildiren iddialı bir isme sahip olması ve yazarının akademik üsluptan fersah fersah uzak eğlenceli anlatımı. -Belki kültür farklılığı sebebiyle espri anlayışlarımız çok tutmasa ve soğukkanlılıkla evet burada bir espri yapıldı diyerek sakince okumaya devam etsem de- içerik bakımından bu kadar komplike bir konuyu bu kadar anlaşılır ve akıcı bir şekilde anlatabilmesi takdire şayan. 

Muhakkak kitap benim bahsedeceklerimden çok daha fazlası notunu düşerek sözü çok uzatmadan kitabın derdinden ve benim hisseme ne düştüğünden bahsedeyim. 

Beynimizdeki alın lobu -sağ olsun-, geleceği düşünmeden yapamıyormuşuz. Yani meditasyonlarla yapmaya çalışılan, bir türlü tamamen başarılamayan ‘anda kalmak, şimdiyi yaşamak, nasıl kalp atışımızı irademizle durduramıyorsak aynı şekilde harıl harıl çalışan alın lobumuzu durduramayacağımız için biyolojik olarak çok da mümkün değilmiş. Sonuç olarak, geleceğimizi düşünmeden yapamıyoruz. Geleceği tahmin etmeye, kendimizi ona hazırlamaya ve böylece mutluluğu yakalamaya- ya da korumaya- çalışıyoruz.

“Mutluluk Nedir? Nerede Başlar?” yazısını okumaya devam et

Türkiye’de kimler Wikipedia’ya girebiliyor, Booking.com’da rezervasyon yapıyor, PayPal kullanıyor?

Türkiye’de Wikipedia, Booking.com ve PayPal gibi yasaklı sitelere ve uygulamalara erişmek için farklı yöntemler tercih ediliyor.

Fakat benim burada bahsetmek istediğim Türkiye’deki yasaklı sitelere nasıl girebileceğiniz değil, kimlerin hiçbir çaba sarf etmeden Wikipedia.com‘a girdiği, Booking.com‘dan rezervasyon yaptığı ve PayPal‘i kullanabildiğidir. 

PayPal‘in Türkiye’deki faaliyet lisansı iptal edildi ve şirket operasyonlarını 6 Haziran 2016’da durdurdu.

Booking.com haksız rekabete yol açtığı ve vergi ödemediği gerekçesi ile dava edildi ve 2017 yılında Türkiye’deki faaliyetleri kısıtlandı. Türkiye’den giriş yapıp yurt dışındaki otellerde rezervasyon yapabiliyorsunuz ama Türkiye’deki otelleri göremiyorsunuz. Fakat siteye yurt dışından giriş yaparsanız Türkiye’deki otellerde rezervasyon yapmanız hala mümkün.

Wikipedia.org‘a erişim 2017 yılından beri tamamen engelli. Fakat Wikipedia’ya wikizeroo.org alan adı ile erişilebiliyor ya da girmek istediğiniz sayfada “wikipedi.org”un önüne rakamla sıfır “0” yazarsanız sayfanız açılıyor.

(https://tr.0wikipedia.org/wiki/Istanbul gibi)

Yasaklı sitelere hiçbir ekstra çaba sarf etmeden girebilenler

Evet doğru. Bu kişiler ne VPN kullanıyor, ne de IP değiştirmeleri gerekiyor! Tek yaptıkları şey Türkiye’de kablosuz ağlara bağlanmadan telefonlarındaki mobil veriyi kullanmak.

Bu ayrıcalıktan faydalananlar yurt dışında kullandıkları sim kart ile Türkiye’ye gelen kişilerdir. Bunlar yabancı turistler olabilir, tatile gelen gurbetçiler veya bilinçli olarak yabancı ülke sim kartı kullanmayı tercih edenler olabilir.

Ben ise bu özelliği kendim yeni fark ettim. İngiltere’de kullandığım servis sağlayıcısı Vodafone, paketimi aynı şekilde Türkiye’de de kullanmama izin veriyor.

Gelmeden önce araştırdım, Türkiye’de bulunacağım 1 yıllık süre içerisinde eve internet bağlatıp, telefonum için mobil internet paketi satın almak daha maliyetli çıktı.

Ben de ayda 10£ (~75TL) vererek kullandığım, İngiltere ve Türkiye numaralarıyla sınırsız konuşma, sınırsız SMS ve sınırsız mobil internet paketimi kullanmaya devam ettim.

Eve kablosuz internet bağlatmak yerine, bulunduğum yerde telefonumun hotspot (mobil internet paylaşımı) özelliğini açıyorum, evdeki bilgisayarları da şimdi o şekilde internete bağlıyorum.

İngiltere sim kartının Türkiye’de Londra IP’si alması

Hattımı Türkiye’de kullanırken telefonumda görünen ibare “Vodafone TR” fakat IP adresimin kaynağı Londra olarak gözüküyor.

Bilgisayarımın da IP adresi aynı şekilde İngiltere olarak gözüküyor. Mesela bu yazıyı İstanbul’da yazarken iplocation.com internet sitesinden kontrol ettiğimde aşağıdaki sonuç ortaya çıkıyor.

Durum böyle olunca, booking.comdaki aramalarda Türkiye’deki oteller de görünüyor ve rezervasyon yapılabiliyor.

“Türkiye’de kimler Wikipedia’ya girebiliyor, Booking.com’da rezervasyon yapıyor, PayPal kullanıyor?” yazısını okumaya devam et

5 adımda 5 dakikada yurt dışına para göndermek ‘ücretsiz’

Öne çıkan

Son yıllarda gelişen teknoloji para transferini Dünya çapında hızlandırırken maliyetleri de neredeyse sıfırladı.

Bugün İngiltere’de EFT ile gönderilen paranın alıcı hesabına ulaşması 1 saniye dahi sürmüyor.

Fakat yurt dışına para göndermek hala o kadar kolay değil.

Bankalar aracılığıyla yapılan işlemler hem maliyetli, hem de paranın alıcıya ulaşması günler sürebiliyor.

Hatta ücretini ödeyip transferi yaparsınız, paranız karşı tarafa geçer, fakat oradaki banka alıcıdan yine komisyon alabilir.

Böyle bir sürprizle karşılaşmamak için, yurt dışı para transferini bankalardan çok daha ucuza hatta ‘ücretsiz‘ nasıl yapacağınızı anlatıyorum.

Adım 1: TransferWise’a kaydolun

TransferWise internet sitesinden ücretsiz kaydolun.

Gereken tek şey e-posta adresi. Dilerseniz Google ya da Facebook hesabı ile de tek tıkla üye olabilirsiniz. (İşlemleri Türkçe yapabilirsiniz.)

TransferWise yurtdışına para göndermek ucuz

Adım 2: Gönderilecek para miktarı

Hangi para biriminden nereye ne kadar para göndermek istediğinizi yazın. Davet bağlantısını kullanırsanız 500£’a kadar ücret ödemezsiniz. 

Screenshot 2019-08-06 11.42.27

https://transferwise.com/i/ilkerg5

Adım 3: Alıcının hesap bilgileri

Kendinize, bir başkasına, şirket veya derneğe para gönderebilirsiniz. Bunun için IBAN numarası yeterli.

Screenshot 2019-08-06 11.45.20

Adım 4: Gönderinizi onaylayın

IBAN numarasını girdikten sonra ödemenizi gözden geçirip onaylayın.

Siz ne kadar gönderiyorsunuz, alıcı ne kadar alacak ve kaç saat içinde ulaşacak tüm detayları görebilirsiniz. Ayrıca alıcı için açıklama da yazabilirsiniz.

Screenshot 2019-08-06 11.46.46Adım 5: Ödemenizi yapın

Alıcıya 3,103.86 TRY ulaşması için 500 Avro gönderiyi nasıl yapacağınızı seçin.

En hızlı yöntem banka veya kredi kartı numaranızı girerek gönderi yapmak. Diğer seçeneklerden biri de TransferWise’a banka transferi yapmak.

Yani siz TransferWise’ın Avrupa’daki hesabına 500 Avro gönderiyorsunuz, onlar da 3,103.86 TRY’yi Türkiye’deki alıcıya gönderiyor.

Screenshot 2019-08-06 11.47.15

Türkiye’den yurt dışına gönderilerde henüz banka veya kredi kartı seçeneği yok, o nedenle sadece banka transferi yöntemi kullanılıyor.

Eğer 1000£ üstü gönderi yapmak isterseniz kimlik doğrulaması yapmanız gerekebilir.

“5 adımda 5 dakikada yurt dışına para göndermek ‘ücretsiz’” yazısını okumaya devam et

Üniversite mezunu askerlik: Yedek Subay, Yedek Astsubay, Erbaş/Er?

Yeni askerlik sistemi kapsamındaki ilk askerlik başvuruları 16-31 Temmuz 2019 tarihleri arasında yapılıyor.

Bedelli askerliğin sürekli hale gelmesinin yanında, erbaş/erler için zorunlu askerlik süresi 6 ay olurken, iki ve üç yıllık meslek yüksek okulu mezunları için yedek astsubaylık getirildi.

2015 yılında yedek subaylık yaparken yazdığım, şimdiye kadar 155.000’den fazla kişi tarafından okunan Askerlik değil yedek subaylık yapıyorum başlıklı yazıda tecrübelerimi anlatmıştım. Orada paylaştığım bilgileri güncellemek amacıyla şimdi bu blog yazısını yazıyorum.

Yeni sistemde başvurular e-Devlet ve askerlik şubeleri üzerinden yapılıyor. Eğer en az 4 yıllık lisans mezunu iseniz, başvuru sırasında, erbaş/er, yedek astsubay ve yedek subay tercihlerinden istediğinizi seçeceksiniz.

Eğer 2 veya 3 yıllık meslek yüksek okulu mezunu iseniz, erbaş/er veya yedek astsubay tercihlerinden birini ya da ikisini seçeceksiniz. Lise ve altı ise erbaş/er sınıfına otomatik olarak atanacaksınız.

Yaptığınız tercihler doğrultusunda atamanız ihtiyaçlar doğrultusunda Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılacak ve sonuçlar e-Devlet üzerinden duyurulacak.

Yedek Subay mı? Yedek Astsubay mı? Erbaş/er mi?

Yüksek okul mezunları olarak, eğer askerlik hizmetini bedelli olarak yapmayı düşünmüyorsanız başvuru sırasında rütbeler arasında bir tercih yapmanız gerekecek.

Duruma yakından şahit olmuş biri olarak söyleyebilirim ki askerliği erbaş/er olarak 6 ay yapmanın en avantajlı yanı süresinin kısa olması ve sorumluluğunuzun az olmasıdır. Eğer sizi dışarıya bağlayan eş, çocuk, aile içinde bakıma muhtaç biri yoksa 1 aylık eğitim ardından 5 aylık hizmet hızlı şekilde geçecektir.

Erbaş/er olarak yapmanın olumsuz yanları ise sürekli kışla içerisinde olmanız ve kalabalık koğuşlarda kalmanızdır. Hafta sonu izinleri sınırlıdır, emir komuta zinciri içinde en alttasınızdır.

Diğer taraftan yedek subay/astsubay olmanın en olumlu yanı mesai saatleri içinde çalışan maaşlı askeri personel olmanızdır. Resmi tatillerde izinlisiniz, orduevi ve askeri kamplardan faydalanabilirsiniz.

Olumsuz yanı olarak değerlendirilebilecek olan ise sizden beklenti yüksektir ve sorumluluklarınız fazladır. Eğer size verilen emir ve görevleri en iyi şekilde yapmaya gayret ederseniz bu durumu olumsuzluk olarak değerlendirmeye gerek kalmaz.

Yedek astsubay ne iş yapar?

Yedek astsubay olmaya hak kazananlar öncelikle 2 aylık yedek astsubaylık kursunu tamamlamaları gerekir. Bu kurslar piyade, tank, istihkam vb. muharip sınıflarda olabileceği gibi ulaştırma, maliye, sağlık gibi yardımcı sınıflar için de olabilir.

Kursun sonunda bitirme sınavları yapılır. Bunlar, verilen eğitimlerle ve spor branşıyla ilgilidir. Bu sınavlar neticesinde ilk %10’luk başarı dilimine girenler, ilgili görev yeri listesinden istediği birliği seçme hakkını elde ederler.

Yedek astsubaylar kıt’a görevinde, astsubay çavuş veya altı bir rütbe ile, almış olduğu askeri eğitime paralel bir göreve atanırlar. Hangi işleri yapar, benzer görevler için: Askerlik değil yedek subaylık yapıyorum

10 aylık kıt’a görevinin ardından terhis olurlar veya isteğe bağlı olarak astsubaylığa geçiş başvurusu yaparlar. Bu başvurunun yöntemi ve değerlendirme kriterleri henüz açıklanmadı.

Astsubaylığa geçiş usulü belirlenene kadar, astsubaylık duyuruları personeltemin.msb.gov.tr internet sitesi üzerinden takip edilebilir.

Yedek subay ne iş yapar?

Yedek subayın eğitim ve kıt’a göreviyle ilgili detaylı yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Yeni askerlik sisteminde, yedek subaylar da 10 aylık kıt’a görevinin sonunda subaylığa geçiş için başvuru yapabilirler.

Erbaş/er olarak askerlik yapanlar da 5 aylık kıt’a görevinin ardından sözleşmeli erbaş/er veya uzman erbaş olarak askerliğe 6 ay daha maaş alarak devam edebilirler. Bu sürenin ardından astsubaylığa geçiş başvurusu yapabilirler. “Üniversite mezunu askerlik: Yedek Subay, Yedek Astsubay, Erbaş/Er?” yazısını okumaya devam et

İngiltere’de işletmeler neden gelir vergisi ödemiyor

İngiltere’de işletmeniz eğer limited değil de şahıs şirketi ise yıllık kârınız 12.500£’a ulaşmadıysa gelir vergisi ödemiyorsunuz.

12.500£’u geçtikten sonra 50.000£’a kadar, 12.500£’dan sonrası için %20 oranında gelir vergisi ödersiniz.

Örneğin işletmenizin yıllık geliri 40.000£, giderleri 25.000£ oldu. Kârınız 15.000£.

Vergilendirilecek kâr: 15.000£-12.500£=2.500£

Yani ödeyeceğiniz gelir vergisi 2.500£’un %20’si olan 500£.

50.000£ ve 150.000£ arasındaki kâr için %40, 150.000£ ve yukarısı için de %45 oranında gelir vergisi ödersiniz.

12.500£’luk muafiyet herhangi bir koşula bağlı olmaksızın tüm şahıs şirketleri için geçerli. “İngiltere’de işletmeler neden gelir vergisi ödemiyor” yazısını okumaya devam et

İmza atmadan kira sözleşmesi yapmak, banka hesabı açmak, eve internet bağlatmak

Neden ıslak imza atmak zorundayız? Sözlü beyan ile anlaşma yapamaz mıyız?

Kimileri “o günler geçmişte kaldı, güven bitti,” kimileri de “kanunlara aykırı, hukuki değil” diyebilir. 

Fakat Dünya’nın bir köşesinde, sözlü beyanla anlaşma yapmak ve abonelik başlatmak olağan hale gelmiş durumda. 

Neresi burası?

Birleşik Krallık (Türkçede yaygın olarak kullanılan şekliyle İngiltere) “İmza atmadan kira sözleşmesi yapmak, banka hesabı açmak, eve internet bağlatmak” yazısını okumaya devam et