Yurt dışına çıkmak için pasaportunuzun olmasına gerek yok

Avrupa ülkeleri vatandaşları ile karşılaştırdığımızda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışına çıkma oranı çok düşük. Bunun coğrafi, ekonomik ve siyasi nedenlerini sıralamak mümkün. Bana göre ise en önemli neden “mesafe.”

Mesafeyi sadece fiziksel uzaklık olarak düşünmeyin; kültürel ve dini farklılık, eğitim seviyesi, ortalama aylık gelir, dil vb. gibi konular da mesafenin içerisinde.

2012 yılına kadar, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yurt dışına çıkabilmesi için öncelikle pasaport alması gerekirdi. Tek başına bu da yeterli olmaz, gideceği ülkeye göre değişmekle birlikte, o ülkeye giriş yapabilmek için ‘vize‘ alması gerekirdi. Bir de Türkiye’den çıkış yapabilmek için ‘yurt dışı çıkış harç pulu’nun olması gerekir. (Bu durum hala değişmedi.)

Yazıma başlamadan önce şöyle biraz araştırdım, pasaportun geçmişi milattan önce 450li yıllara kadar gidiyormuş. Modern anlamda pasaportun temelleri ise Milletler Cemiyeti‘nin 1920’de Paris’te yaptığı “Pasaport ve Gümrük Uygulamaları” konferansında atılmış. “Yurt dışına çıkmak için pasaportunuzun olmasına gerek yok” yazısını okumaya devam et

Çay Toplayıcılığı 101

Konu çay olunca yazıya nasıl giriş yapacağım, nereden başlayacağım bilemiyorum. Çünkü çayın pek çoklarımız için farkı bir önemi vardır; çayla ilgili binlerce yazı yazılmış, sayısız fotoğraf çekilmiş, birçok türkü söylenmiştir.

Benim çayla ilgili hikayem, çayın yaş haliyle başlıyor. Daha demliğe koyulmadan, paketlenmeden, fabrikada işlenmeden, dalında toplanmadan önce…

Çayla ilgili en ilginç anım da Tataristan’dan. Sabah kahvaltısında garsondan İngilizce olarak çay istemeye çalışıyorduk. Her ne kadar ‘a cup of tea’, ‘tea’ ve ‘teaaaa’ desem de hiçbiri fayda etmiyordu. İngilizce bilmediğini öğrenince, el hareketleriyle çayı, çay bardağını anlatmaya çalıştımsa da olmadı. Onun üzerine ‘yeter ya, bi çay istiyoruz’ şeklinde Türkçe yüksek sesle sitem edince, garson ‘hee çayy’ dedi. Kendi içimden ‘acaba Türk mü bu garson’ diye düşünüyordum, meğersem çayın Rusçası da aynı şekilde telaffuz ediliyormuş. Orada farkına vardım ki çay düşündüğümden daha evrensel. “Çay Toplayıcılığı 101” yazısını okumaya devam et

‘Burada’ o eski ramazanlar!

Çoğu zaman büyüklerimizden duyarız “nerede o eski ramazanlar?” diye. Geçmişe bir özlem, bugüne bir sitem içerir… Gerçi artık büyüklerimiz de telaffuz etmiyor, televizyonda reklam filmlerinde daha çok duyuyoruz bu sözü.

Neydi bu “eski ramazanlar”, ne vardı onda?

İstanbul gibi bir şehirde yaşayınca, iftar yemekleri için pek çok davet alabiliyor ve lüks yerlerde, hatta bazen 5 yıldızlı otellerde orucumuzu açabiliyoruz. Soframızda, en pahalısından hurmalar, en tazesinden meyveler, en lezzetlisinden tatlılar oluyor. Servisi yapanlar, daha önümüzdeki yemek bitmeden sıradakini masaya getiriyor. Hal böyle olunca, midemiz aldığınca yiyor. Sahura boş yer bırakmıyoruz. Sonra eve gelip televizyonu açıyor, reklam filmindeki “nerede o eski ramazanlar” sözünü duyunca karnımızı ovuşturup, “ah! kalmadı o eski ramazanlar” diye tekrarlıyoruz.

Yukarıda bir sitem, bir öz eleştiri vardı. Şimdi ise, “işte burada o eski ramazanlar!” diyeceğiniz öneriyi getiriyorum. “‘Burada’ o eski ramazanlar!” yazısını okumaya devam et

4 yıl hayallerin gerçekleşmesi için uzun bir süre mi?

Bundan 4 yıl önceydi. 2011 yılı yaz aylarında, Çayeli’nde bir grup genç bir araya gelmiş, kimisi üniversite öğrencisi kimisi henüz lise. Fakat hepsinin ortak bir gayesi vardı. Sokak sokak dolaşıyor, girmedikleri kapı kalmıyor, el sıkmadıkları esnaf bırakmıyorlardı. Gün boyu yorulmadan geziyor; çat kapı ziyaretler yapıyordu.

Peki gençler ne istiyordu?

Toplumun şekillenmesinde en önemli paya sahip olan gençler, Türkiye nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Buna karşın, gençlerin doğru yönelimlere sahip olması için; kısaca uyuşturucu madde, alkol bağımlılığı ve benzeri kötü ahlaki alışkanlıklardan uzak durmalarını sağlayacak yeteri kadar sosyal proje mevcut değil.

Madde bağımlılığı tedavi merkezleri arttırılsa da, bunlar da yeterli gelmiyor. Çünkü çözüm bu değil. Çözüm gençlere daha erken yaşlarda ulaşmak. Çözüm gençleri başarılı olabileceği sosyal projelere katmak. Çözüm gençlerin yeteneklerini ortaya çıkarmak, kendisinin de bunun farkına varmasını sağlamak. Çözüm gençlere örnek alacağı (role-model olacak) akranlarıyla tanıştırmak. Çözüm gençlere hayallerini gerçekleştirmesi için imkan sağlamak.

Daha pek çok çözüm başlığı yazılabilir. Bunlar öncelikle olmasını düşündüğüm üst başlıklar. Bunlar sadece devlet eliyle değil, sivil toplumun da bu alanda çalışma yapmasıyla ulaşılabilecek hedefler.

2007 yılında kurulan Çayeli Gençlik Derneği de bölgesinde yaptığı sosyal projeler ile “4 yıl hayallerin gerçekleşmesi için uzun bir süre mi?” yazısını okumaya devam et

Süpermarketlerin mahalle esnafımızla mücadelesi

Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi, başlığı yazarken “mahalle esnafının süpermarketlerle mücadelesi” diye yazmadım. Çünkü size, olagelmiş bir hikaye anlatmayacağım.

Salonumuzun penceresinden dışarıya baktığımda; caddenin karşısında, yan yana dizilmiş üç farklı market var. Bunlardan en eskisi, 2000 yılında Üsküdar’a taşındığımızdan beri satış yapmaya devam eden mahallemizin yerel marketi. İlk yıllarda 10 metrekare gibi bir dükkanla hizmet veren aile bakkalı, zaman içerisinde kendini yenileyerek bugünkü halini aldı. Şimdi, içerisinde şarküteri reyonundan, sebze-meyve tezgahlarına kadar, bir süpermarketten beklenen ürün çeşitliliğine sahip. Hatta geçen yıl, komşu mahalleye de bir şube açarak işlerini büyüttü. Çalıştırdığı kişi sayısıyla da küçük çaplı bir istihdam olanağı yaratıyor.

Sonradan açılan komşu süpermarketlerden biri, Türkiye’nin ilk toptan alışveriş zincirlerinden. Türkiye’nin her yerinde şubesini bulabilirsiniz. Diğeri de, geçtiğimiz 10 yıl içerisinde kurulan, yeni yeni büyüyen bir süpermarket zinciri.

En yeni açılan süpermarket 1 ay önce hizmete başladı. Açılış hazırlıkları sırasında, kimileri böylesine köklü bir süpermarketin mahallede açılacak olmasına seviniyordu. (Kim sevinmez, “Süpermarketlerin mahalle esnafımızla mücadelesi” yazısını okumaya devam et

Askerlik değil yedek subaylık yapıyorum

Askerlik hizmetine başladığım ilk günden beri yazmayı planlıyordum. İlk haftalar fırsat olmadı, müsait olunca paylaşmak için günlük tutmaya başladım. İlk bir ay boyunca sayfalarca yazdım. Sonra bir gün “istihbarat” dersi aldık ve yazdığım pek çok şeyin aslında paylaşılamayacağını öğrendim. Bunun üzerine, günlük yazmak ve yazmamak arasında kararsız kaldım. Fakat anlatılmaya değer o kadar şey oluyordu ki bunları kaydetmemek büyük bir kayıp olacaktı. Neyse sonra orta yolu bulup, yaşadıklarımı uygun şekilde kaleme almaya başladım.

Bu yazıyı, askerlik yapmak durumunda olan ve “askere gitsem mi, sonra mı gitsem, bedelli askerlik çıkar mı, zorunlu askerlik kalkıyor mu?” diye düşünenler için yazıyorum. Özellikle de askerlik hizmetini yapmaya karar vermiş fakat yedek subaylık tercihinde kararsız olanlar için

“Askerlik değil yedek subaylık yapıyorum” yazısını okumaya devam et

Avrupa Komisyonu’na gönderdiğim mektuba cevap geldi!

8 Mart 2014 tarihinde Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso‘ya gönderdiğim, Schengen Vizesi başvuru süreciyle ilgili mektuba, Avrupa Komisyonu Schengen Direktörlüğü tarafından yanıt verildi.

Yazdığım mektupta, 13 Temmuz 2009 tarihinde yasalaşan Avrupa Birliği Schengen Regulasyonu‘na atıfta bulunarak; 26 yaş altı, eğitim amacıyla yurtdışına çıkacak kişilerden vize ücreti alınmaması gerekmesine rağmen, Türkiye’deki İspanya Başkonsolosluğu’nun bu Regulasyon’a aykırı işlem yaptığını belirtmiştim.

Bazı Schengen ülkeleri, sizin belirtmenize gerek olmaksızın eğitim amacıyla yapacağınız seyahatler için vize ücreti talep etmemektedir. Kimi ülkelerde ise, vize başvurusu yaparken böyle bir düzenlemenin olduğunu hatırlatmanız gerekmektedir. Benim yaşadığımda durumda ise, siz açıkça belirtseniz dahi Avrupa Birliği Regulasyonu’nu reddetme gafletine düşen ülkeler de olmaktadır.

(Avrupa Komisyonu’na gönderdiğim mektubun tamamını okumak için Open Letter to EU about the Visa Regulation.)

Yazdığım mektuba, 26 Mart 2014 tarihinde Avrupa Komisyonu’nda gelen yanıtı aşağıda paylaşıyorum. Bu yanıt emsal niteliğinde olup, Schengen vizesi başvurusu öncesinde ilgili Büyükelçilik veya Konsolosluğa gönderebilirsiniz, ayrıca vize başvurusu esnasında yanınızda bulundurabilirsiniz. “Avrupa Komisyonu’na gönderdiğim mektuba cevap geldi!” yazısını okumaya devam et