Etiket arşivi: Ramazan

Su 100 santigrat derecede kaynamıyorsa!

Çok okuyan değil, çok gezen bilir derler ya, buna gayet iyi bir örnek olacak.

Bu Ramazan ayında; Rize, Hemşin’de Badara Yaylasına misafir olmuştuk. Kalabalıktık da. Yaylada bulunan 20 haneden birindeydik. İftar vakti için yemek hazırlıklarına başladık. Gençler salatayı yaptık. Erkekler mısır unu muhlamasını, ana yemekleri de hanımefendiler…

Salatayı yapıp masaya koymuştuk ama kuzinenin üzerinde pişen yemeklerle ilgili bir soru işareti vardı. Yayla sakini olmayanlar, “o çoktan olmuştur alalım kuzineden” deyip atıldılar fakat tencerenin kapağını açıp bakınca yemeğin pişmediği belli oluyordu. Sonra, o dikkat çekici sözü duydum, ki hala unutamamışım bugün burada yazıyorum, yayladayız, burada yemekler daha geç pişer“. Hemen sonrasında da nedeni söylendi. Yüksek rakım! Dolayısıyla atmosfer basıncının düşmesi.

Şimdiye kadar nasıl öğrenmiştik, “su 100 santigrat derece sıcaklıkta kaynar.” İlkokul 4. sınıf fen bilgisi dersi… Belki de 3. sınıftı. Sonra öğretildi, “su deniz seviyesinde 100 santigrat derece sıcaklıkta kaynar.” Daha sonra saf su deniz seviyesinde 100 santigrat derece sıcaklıkta kaynar.” Bu bilgilerde bir sıkıntı yok, çok iyi öğrenmiştik. Yani ezberimiz kuvvetliydi, çok iyi ezberlemiştik. Su 100 santigrat derecede kaynamıyorsa! yazısının devamı

‘Burada’ o eski ramazanlar!

Çoğu zaman büyüklerimizden duyarız “nerede o eski ramazanlar?” diye. Geçmişe bir özlem, bugüne bir sitem içerir… Gerçi artık büyüklerimiz de telaffuz etmiyor, televizyonda reklam filmlerinde daha çok duyuyoruz bu sözü.

Neydi bu “eski ramazanlar”, ne vardı onda?

İstanbul gibi bir şehirde yaşayınca, iftar yemekleri için pek çok davet alabiliyor ve lüks yerlerde, hatta bazen 5 yıldızlı otellerde orucumuzu açabiliyoruz. Soframızda, en pahalısından hurmalar, en tazesinden meyveler, en lezzetlisinden tatlılar oluyor. Servisi yapanlar, daha önümüzdeki yemek bitmeden sıradakini masaya getiriyor. Hal böyle olunca, midemiz aldığınca yiyor. Sahura boş yer bırakmıyoruz. Sonra eve gelip televizyonu açıyor, reklam filmindeki “nerede o eski ramazanlar” sözünü duyunca karnımızı ovuşturup, “ah! kalmadı o eski ramazanlar” diye tekrarlıyoruz.

Yukarıda bir sitem, bir öz eleştiri vardı. Şimdi ise, “işte burada o eski ramazanlar!” diyeceğiniz öneriyi getiriyorum. ‘Burada’ o eski ramazanlar! yazısının devamı