Üniversite mezunu askerlik: Yedek Subay, Yedek Astsubay, Erbaş/Er?

Yeni askerlik sistemi kapsamındaki ilk askerlik başvuruları 16-31 Temmuz 2019 tarihleri arasında yapılıyor.

Bedelli askerliğin sürekli hale gelmesinin yanında, erbaş/erler için zorunlu askerlik süresi 6 ay olurken, iki ve üç yıllık meslek yüksek okulu mezunları için yedek astsubaylık getirildi.

2015 yılında yedek subaylık yaparken yazdığım, şimdiye kadar 155.000’den fazla kişi tarafından okunan Askerlik değil yedek subaylık yapıyorum başlıklı yazıda tecrübelerimi anlatmıştım. Orada paylaştığım bilgileri güncellemek amacıyla şimdi bu blog yazısını yazıyorum.

Yeni sistemde başvurular e-Devlet ve askerlik şubeleri üzerinden yapılıyor. Eğer en az 4 yıllık lisans mezunu iseniz, başvuru sırasında, erbaş/er, yedek astsubay ve yedek subay tercihlerinden istediğinizi seçeceksiniz.

Eğer 2 veya 3 yıllık meslek yüksek okulu mezunu iseniz, erbaş/er veya yedek astsubay tercihlerinden birini ya da ikisini seçeceksiniz. Lise ve altı ise erbaş/er sınıfına otomatik olarak atanacaksınız.

Yaptığınız tercihler doğrultusunda atamanız ihtiyaçlar doğrultusunda Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılacak ve sonuçlar e-Devlet üzerinden duyurulacak.

Yedek Subay mı? Yedek Astsubay mı? Erbaş/er mi?

Yüksek okul mezunları olarak, eğer askerlik hizmetini bedelli olarak yapmayı düşünmüyorsanız başvuru sırasında rütbeler arasında bir tercih yapmanız gerekecek.

Duruma yakından şahit olmuş biri olarak söyleyebilirim ki askerliği erbaş/er olarak 6 ay yapmanın en avantajlı yanı süresinin kısa olması ve sorumluluğunuzun az olmasıdır. Eğer sizi dışarıya bağlayan eş, çocuk, aile içinde bakıma muhtaç biri yoksa 1 aylık eğitim ardından 5 aylık hizmet hızlı şekilde geçecektir.

Erbaş/er olarak yapmanın olumsuz yanları ise sürekli kışla içerisinde olmanız ve kalabalık koğuşlarda kalmanızdır. Hafta sonu izinleri sınırlıdır, emir komuta zinciri içinde en alttasınızdır.

Diğer taraftan yedek subay/astsubay olmanın en olumlu yanı mesai saatleri içinde çalışan maaşlı askeri personel olmanızdır. Resmi tatillerde izinlisiniz, orduevi ve askeri kamplardan faydalanabilirsiniz.

Olumsuz yanı olarak değerlendirilebilecek olan ise sizden beklenti yüksektir ve sorumluluklarınız fazladır. Eğer size verilen emir ve görevleri en iyi şekilde yapmaya gayret ederseniz bu durumu olumsuzluk olarak değerlendirmeye gerek kalmaz.

Yedek astsubay ne iş yapar?

Yedek astsubay olmaya hak kazananlar öncelikle 2 aylık yedek astsubaylık kursunu tamamlamaları gerekir. Bu kurslar piyade, tank, istihkam vb. muharip sınıflarda olabileceği gibi ulaştırma, maliye, sağlık gibi yardımcı sınıflar için de olabilir.

Kursun sonunda bitirme sınavları yapılır. Bunlar, verilen eğitimlerle ve spor branşıyla ilgilidir. Bu sınavlar neticesinde ilk %10’luk başarı dilimine girenler, ilgili görev yeri listesinden istediği birliği seçme hakkını elde ederler.

Yedek astsubaylar kıt’a görevinde, astsubay çavuş veya altı bir rütbe ile, almış olduğu askeri eğitime paralel bir göreve atanırlar. Hangi işleri yapar, benzer görevler için: Askerlik değil yedek subaylık yapıyorum

10 aylık kıt’a görevinin ardından terhis olurlar veya isteğe bağlı olarak astsubaylığa geçiş başvurusu yaparlar. Bu başvurunun yöntemi ve değerlendirme kriterleri henüz açıklanmadı.

Astsubaylığa geçiş usulü belirlenene kadar, astsubaylık duyuruları personeltemin.msb.gov.tr internet sitesi üzerinden takip edilebilir.

Yedek subay ne iş yapar?

Yedek subayın eğitim ve kıt’a göreviyle ilgili detaylı yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Yeni askerlik sisteminde, yedek subaylar da 10 aylık kıt’a görevinin sonunda subaylığa geçiş için başvuru yapabilirler.

Erbaş/er olarak askerlik yapanlar da 5 aylık kıt’a görevinin ardından sözleşmeli erbaş/er veya uzman erbaş olarak askerliğe 6 ay daha maaş alarak devam edebilirler. Bu sürenin ardından astsubaylığa geçiş başvurusu yapabilirler. “Üniversite mezunu askerlik: Yedek Subay, Yedek Astsubay, Erbaş/Er?” yazısını okumaya devam et

Sen ağabeylerinin stadyumlarda “insan kulesi” yaptığı yaştasın

Merhaba genç arkadaş.

Arif Nihat Asya’nın Fetih Şiiri’ni okudun mu hiç?

Okumadın evet. Fakat şiirden şu dize aklındadır hep: Fâtih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!Öğretmeninden, aile büyüklerinden, çevrenden duymuşsundur mutlaka.

Peki öyle mi? Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta mısın?

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul seferine çıktığında 21 yaşındaydı. Diyelim sen 25 yaşındasın. Fatih ne yapıyordu o yaşta?

Belgrad’taydı.

Senin benim gibi tatile gitmemişti elbet. Binlerce kişilik ordusuyla, Sırbistan seferine çıkmıştı.

Biz ne yapıyorduk 21-25 yaşlarında?

Üniversite çağları…

Arka planına bakalım mı? Lise, orta okul… “Sen ağabeylerinin stadyumlarda “insan kulesi” yaptığı yaştasın” yazısını okumaya devam et

Yurt dışına çıkmak için pasaportunuzun olmasına gerek yok

Avrupa ülkeleri vatandaşları ile karşılaştırdığımızda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışına çıkma oranı çok düşük. Bunun coğrafi, ekonomik ve siyasi nedenlerini sıralamak mümkün. Bana göre ise en önemli neden “mesafe.”

Mesafeyi sadece fiziksel uzaklık olarak düşünmeyin; kültürel ve dini farklılık, eğitim seviyesi, ortalama aylık gelir, dil vb. gibi konular da mesafenin içerisinde.

2012 yılına kadar, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yurt dışına çıkabilmesi için öncelikle pasaport alması gerekirdi. Tek başına bu da yeterli olmaz, gideceği ülkeye göre değişmekle birlikte, o ülkeye giriş yapabilmek için ‘vize‘ alması gerekirdi. Bir de Türkiye’den çıkış yapabilmek için ‘yurt dışı çıkış harç pulu’nun olması gerekir. (Bu durum hala değişmedi.)

Yazıma başlamadan önce şöyle biraz araştırdım, pasaportun geçmişi milattan önce 450li yıllara kadar gidiyormuş. Modern anlamda pasaportun temelleri ise Milletler Cemiyeti‘nin 1920’de Paris’te yaptığı “Pasaport ve Gümrük Uygulamaları” konferansında atılmış. “Yurt dışına çıkmak için pasaportunuzun olmasına gerek yok” yazısını okumaya devam et

Yurtdışında Eğitim ve Gönüllülük İçin #BirYığınFırsat “İlk Adım”

Evet #BirYığınFırsat.

“Bir yığın fırsat” diyorum çünkü, etrafımızda o kadar çok fırsat varki değerlendirebileceğimiz; bunları saymaya çalışsak, liste yapsak; sonu gelmez! Bir genç olarak, bize en yakın olan ve en kolay şekilde erişebileceğimiz fırsatlardan bahsedip, bunlara nasıl erişebiliriz konusunda fikir vereceğim.

Tecrübe kazanmak isteyen ve yeni şeyler öğrenmek isteyen bir bireyin, maksimum düzeyde verim alabileceği çağ 20’li yaşlardır. Bu nedenle, bu yaşları olabildiğince güzel değerlendirmeli; gezip görmeli, yeni insanlarla tanışmalı, sorumluluklar üstlenmelidir.

Üniversite’ye başlayan bir öğrenci mutlaka şu fırsattan haberdardır, Erasmus Öğrenci Değişimi. Muhakkaktır ki hangi üniversite öğrencisine sorsak, bu konuda az veya çok bilgisi vardır. Şimdi bunu cepte tutalım! Daha önce bu ve benzeri programlardan yararlanmamış olanlar için, açık ve anlaşılır şekilde yazacağım. “Yurtdışında Eğitim ve Gönüllülük İçin #BirYığınFırsat “İlk Adım”” yazısını okumaya devam et

Avrupa Birliği Kurucu Ülkelerinin* Gelişmişlik Düzeyinin Türkiye ile Karşılaştırılması, 2014

Bu rapor, Avrupa Birliği kurucu ülkeleri olan Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, Fransa, İtalya ve Lüksemburg arasından, nispeten Türkiye ile benzer özelliklere sahip olan Almanya, Fransa ve İtalya’nın; nüfus, istihdam, ekonomi, enerji, sağlık, askeriye, eğitim, iletişim, çevre, ulaşım, ar-ge ve sosyal kalkınma başlıklarında Türkiye ile mukayese edilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

1

Nüfus başlığı altında bulunan grafiklerde; ülkelerin 1970-2012 yılları arasındaki toplam nüfuslarını, nüfus artış oranlarını görebilirsiniz.

İstihdam başlığında; ülkelerdeki işgücüne katılım oranları, işsizlik oranları ve güvencesiz çalışanların oranları bulunmaktadır.

Ekonomi başlığında; ülkelerin altın dâhil mali rezervler miktarını, Gayrisafi Yurtiçi Hâsılalarını, Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla büyüme oranlarını, enflasyon oranlarını, ticari marka başvuru sayılarını ve borsaya kayıtlı yerli şirketler sayılarını inceleyebilirsiniz. “Avrupa Birliği Kurucu Ülkelerinin* Gelişmişlik Düzeyinin Türkiye ile Karşılaştırılması, 2014” yazısını okumaya devam et

Avrupa Birliği Kurucu Ülkelerinin Gelişmişlik Düzeyinin Türkiye ile Karşılaştırılması

Rapor için tıklayın!Türkiye’nin Avrupa Birliği katılım sürecinde, kamuoyunda çokça dillendirilen “çifte standart” söylemine somut bir bakış açısı kazandırmak amacıyla, Avrupa Birliği kurucu ülkelerini Türkiye ile karşılaştırdım.

Raporda, Avrupa Birliği kurucu ülkeleri olan Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, Fransa, İtalya ve Lüksemburg’un gelişmişlik düzeyinin; nüfus, istihdam, ekonomi, enerji, sağlık, askeriye, eğitim, iletişim, çevre, ulaşım ve ar-ge konularında; Türkiye ile mukayese edilmiş verileri bulacaksınız.

Rapor için tıklayın!

Veriler incelenirken, ülkelerin yüzölçümlerinin göz önünde bulundurulması önem arz etmektedir. Türkiye, 783.562 km²; Fransa, 632.760 km²; Almanya, 357.022 km²; İtalya, 301.318 km²; Hollanda, 41.543 km²; Belçika, 30.528 km²; Lüksemburg, 2.586 km²’dir.

Rapora bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: Avrupa Birliği Kurucu Ülkelerinin Gelişmişlik Düzeyinin Türkiye İle Karşılaştırılması “Avrupa Birliği Kurucu Ülkelerinin Gelişmişlik Düzeyinin Türkiye ile Karşılaştırılması” yazısını okumaya devam et