Etiket arşivi: avrupa komisyonu

AB Kurucu Antlaşmalarında Göç Politikası, Öncelikleri ve Temel Araçları

Avrupa Birliği’nin göç politikası kurucu antlaşmalarda nasıl düzenlenmiştir? Bu politikanın temel araçları ve öncelikleri günümüzde nelerden oluşmaktadır?

Avrupa Birliği’nin göç politikasının yasal dayanağı, 2007 yılında imzalanan Lizbon Antlaşmasıyla oluşturulan, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’da (Treaty on the Functioning of the European Union) Madde 79 ve Madde 80’dir.

1957 yılında imzalanan, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kuran Roma Antlaşması’nda ise göç politikası yoktu. Bunun yerine, sadece, yabancıların çalışmasıyla ilgili düzenlemeler yer almaktaydı. 1992 yılı, Maastricht Antlaşması’na gelinceye kadar, Avrupa Komisyonu’nun göç politikasının ortaklaştırılmasına dönük çabaları olmuştur. Bu çabalar, Maastricht Antlaşması’nda kısmen sonuç vermiştir ve Birliğin ortak çıkar konuları da bu antlaşmaya eklenmiştir. Göç politikası da bu konulardan biri olarak, Adalet ve İçişleri başlığı (Justice and Home Affairs) altında değerlendirilmiştir.

Maastricht Antlaşması’ndaki Madde K1’de göç politikası bağlamından işlenen konular şunlardır; mülteci politikası, kişiler tarafından üye devlet dış sınırlarını geçilmesini düzenleyen hükümler ve bu geçişin denetiminin uygulanması, göç politikası ve üçüncü ülke vatandaşlarına karşı politika, aile bütünleşmeleri ve istihdama geçişler, kaçak ikamet ve çalışma ile mücadele. Bunlar, Birliğin ortak çıkar konuları olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, Maastricht Antlaşması’nda Madde 100(c)’de, Birliğin üçüncü ülke vatandaşlarına uygulayacağı vize rejimi düzenlenmiştir. Hangi ülke vatandaşlarına vize uygulanacağını, Avrupa Komisyonu’nun önerisiyle, Avrupa Parlamentosu’na danıştıktan sonra Konsey’in karar vereceği belirtilmiştir.

1997 yılında Amsterdam Antlaşması ile göç politikası tamamen ortaklaşmıştır ve Birliğin tek başına söz hakkı elde ettiği alanlar olmuştur. Vize şartları, mültecilik kriterlerinin belirtilmesi gibi konular tamamen Birliğe bırakılırken; mülteci kabulü ve aile birleşimi gibi konular üye ülkelerin inisiyatifinde kalmıştır, yani göç ve iltica şartlarını Birlik belirlerken, bu başvuruların değerlendirmesini tamamen üye ülkelere bırakılmıştır. Örnekle, üçüncü ülke vatandaşı bir kişi aynı şartlar altından dilediği herhangi bir Birlik ülkesine iltica başvurusu yapar ve aynı kriterler ile değerlendirilir, fakat aynı kriterler ile değerlendirilse de aynı kişi bir üye ülkeden kabul alırken, diğerinden alamayabilir; kabul etmek üye ülkelerin inisiyatifindedir. AB Kurucu Antlaşmalarında Göç Politikası, Öncelikleri ve Temel Araçları yazısının devamı

Avrupa Birliği Gelişimi, Kurumları ve İşleyişi

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrupa Birliği Anabilim Dalı’nda, Avrupa Birliği ve Ulusal Kamu Yönetimleri dersinde, 04.11.2015 tarihinde, Avrupa Birliği Gelişimi, Kurumları ve İşleyişi başlığıyla, Avrupa Birliği’nin kuruluşunu, gelişimini ve genişlemesini, kurumların oluşumunu ve işleyişini, yasa çıkarma usullerindeki değişimleri anlatmak için hazırladığım sunuma aşağıdaki bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz.

Avrupa Birliği Gelişimi, Kurumları ve İşleyişi Avrupa Birliği Gelişimi, Kurumları ve İşleyişi yazısının devamı

Yirmi Yıl Sonra: Bosna Hersek’te Dayton Anlaşması, Kalıntılar ve Fırsatlar

Graduate Institute of International and Development Studies, Geneva‘da Anca Doina Cretu tarafından yazılan, “Twenty Years After: The Dayton Accords, Legacies and Opportunities in Bosnia and Herzegovinabaşlıklı makalenin Türkçe çevirisidir.

Bosna savaşının bitiminden 20 yıl sonra, bu yıl Bosna Hersek için iki acılı yıl dönümünü işaret ediyor: Srebrenitsa Katliamı ve Dayton Anlaşması. Temmuz 1995’te gerçekleşen Srebrenitsa katliamı ve askeri durumun Bosna Hersek’te artarak bozulmasından sonra NATO, Bosna Sırplarının askeri hedeflerini ve alt yapısını bombaladı. Birkaç ay sonra, Kasım 1995’te, ABD önderliğindeki müzakereciler ve arabulucular bölge liderlerinden, Ohio’nun Dayton kentinde hızlıca hazırladıkları anlaşmaya imza atmalarını istedi. Richard Holbrooke Amerikalı arabulucu olarak, kendi esaslarında, Dayton Barış Anlaşması’nın “altı günlük ateşkesi kalıcı barışa çevirmesini ve çok-ırklı bir devleti kazandırmasını” amaçladığını belirtti. Yirmi yıl sonra hala, bölünmenin kurumsal güçlendirilmesi açısından Dayton Barış Anlaşması, devlet ve barış inşasının kötü şöhretli kalıntılarını taşıyor. Bu makale, yöntemler saptamaya çalışırken savaş sonrası imzalanan, imzalanmasında yirmi yıl sonra uluslararası müdahaleciliğin kalıcı emaneti haline gelen, Dayton Barış Anlaşması’nın etkilerini vurguluyor. Ayrıca, Bosna Hersek’in bugününe göz atmayı ve Dayton siyasi çerçevesi bağlamında fırsatlar yakalayacak yöntemleri saptamayı amaçlıyor.

Bosna Savaşı

Bosna’daki savaş, Yugoslavya’da 1990’ların başlarında çoktandır şiddete dönüşen ortamda başladı. Saraybosna’daki katliamın başlamasından bile önce; Bosna’nın Güneydoğu ve Kuzey kısmı, Hırvatistan Bağımsızlık Savaşı’ndan etkileniyordu. Bosna bağımsızlığını ilan edince Nisan 1992’te savaşın şiddeti arttı ve 1995’e kadar Saraybosna kuşatılmaya devam etti. Hırvat güçleri, Hırvatistan’da Sırpların elindeki bölgeleri tekrar kontrol altına alınca ve ardından, Yirmi Yıl Sonra: Bosna Hersek’te Dayton Anlaşması, Kalıntılar ve Fırsatlar yazısının devamı

Avrupa Komisyonu’na gönderdiğim mektuba cevap geldi!

8 Mart 2014 tarihinde Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso‘ya gönderdiğim, Schengen Vizesi başvuru süreciyle ilgili mektuba, Avrupa Komisyonu Schengen Direktörlüğü tarafından yanıt verildi.

Yazdığım mektupta, 13 Temmuz 2009 tarihinde yasalaşan Avrupa Birliği Schengen Regulasyonu‘na atıfta bulunarak; 26 yaş altı, eğitim amacıyla yurtdışına çıkacak kişilerden vize ücreti alınmaması gerekmesine rağmen, Türkiye’deki İspanya Başkonsolosluğu’nun bu Regulasyon’a aykırı işlem yaptığını belirtmiştim.

Bazı Schengen ülkeleri, sizin belirtmenize gerek olmaksızın eğitim amacıyla yapacağınız seyahatler için vize ücreti talep etmemektedir. Kimi ülkelerde ise, vize başvurusu yaparken böyle bir düzenlemenin olduğunu hatırlatmanız gerekmektedir. Benim yaşadığımda durumda ise, siz açıkça belirtseniz dahi Avrupa Birliği Regulasyonu’nu reddetme gafletine düşen ülkeler de olmaktadır.

(Avrupa Komisyonu’na gönderdiğim mektubun tamamını okumak için Open Letter to EU about the Visa Regulation.)

Yazdığım mektuba, 26 Mart 2014 tarihinde Avrupa Komisyonu’nda gelen yanıtı aşağıda paylaşıyorum. Bu yanıt emsal niteliğinde olup, Schengen vizesi başvurusu öncesinde ilgili Büyükelçilik veya Konsolosluğa gönderebilirsiniz, ayrıca vize başvurusu esnasında yanınızda bulundurabilirsiniz. Avrupa Komisyonu’na gönderdiğim mektuba cevap geldi! yazısının devamı

Avrupa Birliği Müzakerelerinde Yıllar Sonra Yeni Bir Fasıl Açılıyor

Türkiye’nin Avrupa Birliği Müzakereleri 3 Ekim 2005’te Lüksemburg’da resmen başlamıştı. Bugüne dek 35 müzakere başlığından 13’ü açılabildi ve sadece 1’i geçici olarak kapatıldı. Takvim üzerinde baktığımızda, 12 yıllık bir sürede sadece bir müzakere başlığında anlaşılmış olması hiç de olumlu değil. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Türkiye ile aynı dönemde müzakerelere başlayan Hırvatistan Temmuz 2013’te Avrupa Birliği’nin 28 üye ülkesi olacak. Bu karşılaştırma, Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığının ne kadar da yavaş işlediğini gösteriyor.

Son birkaç yılda “eksen kayması” söylemleri artarken, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış “her bakanlar kurulu toplantısında Avrupa Birliği adaylığıyla ilgili sunum yapıyorum” diyerek eksen kayması söylemlerini eleştirmişti. Fakat Ortadoğu’daki gelişmeler Avrupa Birliği adaylığını gündemde alt sıralara itti. Bu süreçte yapılan kamuoyu araştırmalarında da Türkiye’nin tam üyeliğine inanların sayısının giderek azaldığı görülüyor.

Güney Kıbrıs’ın 2012’nin ikinci yarısında Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenmesiyle Avrupa Birliği sürecini askıya alınmış, Brüksel’de düzenlenen toplantılarda Egemen Bağış fotoğraflara girmemişti. Bu durum, İrlanda’nın dönem başkanlığını devralmasıyla birlikte normale döndü ve 21 Ocak 2013’te yapılan Avrupa Birliği Bakanları Toplantısı’nda müzakerelerin yeniden hızlanması gündeme geldi. Bu toplantı Türkiye basınında “Türkiye yeniden Avrupa Birliği fotoğrafında” başlığı ile yer aldı. Egemen Bağış Türkiye’ye döndükten sonra, müzakerelerde yeni başlıkların açılacağının sinyalini vermişti. Avrupa Birliği Müzakerelerinde Yıllar Sonra Yeni Bir Fasıl Açılıyor yazısının devamı

TUBITAK’ın Enerji Verimli Binalar Bilgilendirme Toplantısı

TUBİTAK, İstanbul Sanayi Odası ve Avrupa İşletmeler Ağı tarafından organize edilen, Enerji Verimli Binalar Ulusal Bilgilendirme Günü kapsamında, Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programları fonları ile gerçekleştirilmiş ve gerçekleştirilecek projelerin sunumları gerçekleştirildi. Ayrıca, İspanya ve İtalya’dan gelen şirket temsilcileri, hazırladıkları projelerin sunumlarını gerçekleştirerek, toplantıya katılan kurumları partnerliğe davet ettiler.

Toplantının belli başlı konularına kısaca değineceğim. TUBITAK’ın Enerji Verimli Binalar Bilgilendirme Toplantısı yazısının devamı