Etiket arşivi: 2015

Avrupa Birliği Gelişimi, Kurumları ve İşleyişi

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrupa Birliği Anabilim Dalı’nda, Avrupa Birliği ve Ulusal Kamu Yönetimleri dersinde, 04.11.2015 tarihinde, Avrupa Birliği Gelişimi, Kurumları ve İşleyişi başlığıyla, Avrupa Birliği’nin kuruluşunu, gelişimini ve genişlemesini, kurumların oluşumunu ve işleyişini, yasa çıkarma usullerindeki değişimleri anlatmak için hazırladığım sunuma aşağıdaki bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz.

Avrupa Birliği Gelişimi, Kurumları ve İşleyişi Avrupa Birliği Gelişimi, Kurumları ve İşleyişi yazısının devamı

Marmaray’daki şüphelinin çantasından çıkanlar

Aşağıda anlatılanlar yaşanmış bir olayın hikayeleştirilmesidir.

Bugün, Marmaray’ın Yenikapı İstasyonu’ndan trene binip Üsküdar’a geçiyordum. Saat 15:10’da istasyonun zemin katına indim ve treninin duracağı yere doğru ilerlemeye başladım. Oraya varmadan, önümdeki kişinin istasyondaki çöp kutusunu karıştırdığını gördüm. Onu fark ettiğim anda işini bitirmiş ve yürümeye başlamıştı. Giyim kuşamına baktığımda, siyah bir spor ayakkabısı, üzerinde siyah pantolon, siyah kapüşonlu hırka ve siyah sırt çantası vardı; uzun saçlıydı, gözlük kullanıyordu ve elinde beyaz bir poşet vardı. Şüpheli birine benzemiyordu ama çöp kutusuyla bu kadar haşır neşir olması, hem de metroda, neden?

Bir kaç saniye sonra, çöp kutusunun yanındaydım. Baktığımda, kağıt öğütme makinesinden geçmiş bir yığın gazete kağıdı, üzerinde bir karton kutu ve içerisi de aynı şekilde öğütülmüş kağıtlarla doluydu. İçerisinde bomba olabilir miydi? Bomba değilse o zaman bu kişi bu kağıt yığınını neden metro istasyonundaki çöp kutusuna koydu? Ne yapmalıydım? Polis? 155? Telefon çekmiyor? İstasyonun güvenlik görevlisi? Gereksiz yere telaş mı olurdu? Yoksa bir kahraman mı olurdum? Aklımdan geçen tüm bu sorulardan sonra, o kişiyi takip etmeye karar verdim. Şüpheli hareketleri varsa güvenliğe haber verebilirdim.

Gözden kaybolmadan hızlıca yaklaştım. Tren gelmişti. Trene bindi. Binerken de saatine baktı. Ben de hemen arkasından bindim. Oturacak boş yer yoktu, ayakta beklemek için vagonlar arasındaki bağlantının olduğu boşluğa ilerledi, ben de hemen üç adım arkasındaydım.

Marmaray’daki şüphelinin çantasından çıkanlar yazısının devamı

Yirmi Yıl Sonra: Bosna Hersek’te Dayton Anlaşması, Kalıntılar ve Fırsatlar

Graduate Institute of International and Development Studies, Geneva‘da Anca Doina Cretu tarafından yazılan, “Twenty Years After: The Dayton Accords, Legacies and Opportunities in Bosnia and Herzegovinabaşlıklı makalenin Türkçe çevirisidir.

Bosna savaşının bitiminden 20 yıl sonra, bu yıl Bosna Hersek için iki acılı yıl dönümünü işaret ediyor: Srebrenitsa Katliamı ve Dayton Anlaşması. Temmuz 1995’te gerçekleşen Srebrenitsa katliamı ve askeri durumun Bosna Hersek’te artarak bozulmasından sonra NATO, Bosna Sırplarının askeri hedeflerini ve alt yapısını bombaladı. Birkaç ay sonra, Kasım 1995’te, ABD önderliğindeki müzakereciler ve arabulucular bölge liderlerinden, Ohio’nun Dayton kentinde hızlıca hazırladıkları anlaşmaya imza atmalarını istedi. Richard Holbrooke Amerikalı arabulucu olarak, kendi esaslarında, Dayton Barış Anlaşması’nın “altı günlük ateşkesi kalıcı barışa çevirmesini ve çok-ırklı bir devleti kazandırmasını” amaçladığını belirtti. Yirmi yıl sonra hala, bölünmenin kurumsal güçlendirilmesi açısından Dayton Barış Anlaşması, devlet ve barış inşasının kötü şöhretli kalıntılarını taşıyor. Bu makale, yöntemler saptamaya çalışırken savaş sonrası imzalanan, imzalanmasında yirmi yıl sonra uluslararası müdahaleciliğin kalıcı emaneti haline gelen, Dayton Barış Anlaşması’nın etkilerini vurguluyor. Ayrıca, Bosna Hersek’in bugününe göz atmayı ve Dayton siyasi çerçevesi bağlamında fırsatlar yakalayacak yöntemleri saptamayı amaçlıyor.

Bosna Savaşı

Bosna’daki savaş, Yugoslavya’da 1990’ların başlarında çoktandır şiddete dönüşen ortamda başladı. Saraybosna’daki katliamın başlamasından bile önce; Bosna’nın Güneydoğu ve Kuzey kısmı, Hırvatistan Bağımsızlık Savaşı’ndan etkileniyordu. Bosna bağımsızlığını ilan edince Nisan 1992’te savaşın şiddeti arttı ve 1995’e kadar Saraybosna kuşatılmaya devam etti. Hırvat güçleri, Hırvatistan’da Sırpların elindeki bölgeleri tekrar kontrol altına alınca ve ardından, Yirmi Yıl Sonra: Bosna Hersek’te Dayton Anlaşması, Kalıntılar ve Fırsatlar yazısının devamı

Çay Toplayıcılığı 101

Konu çay olunca yazıya nasıl giriş yapacağım, nereden başlayacağım bilemiyorum. Çünkü çayın pek çoklarımız için farkı bir önemi vardır; çayla ilgili binlerce yazı yazılmış, sayısız fotoğraf çekilmiş, birçok türkü söylenmiştir.

Benim çayla ilgili hikayem, çayın yaş haliyle başlıyor. Daha demliğe koyulmadan, paketlenmeden, fabrikada işlenmeden, dalında toplanmadan önce…

Çayla ilgili en ilginç anım da Tataristan’dan. Sabah kahvaltısında garsondan İngilizce olarak çay istemeye çalışıyorduk. Her ne kadar ‘a cup of tea’, ‘tea’ ve ‘teaaaa’ desem de hiçbiri fayda etmiyordu. İngilizce bilmediğini öğrenince, el hareketleriyle çayı, çay bardağını anlatmaya çalıştımsa da olmadı. Onun üzerine ‘yeter ya, bi çay istiyoruz’ şeklinde Türkçe yüksek sesle sitem edince, garson ‘hee çayy’ dedi. Kendi içimden ‘acaba Türk mü bu garson’ diye düşünüyordum, meğersem çayın Rusçası da aynı şekilde telaffuz ediliyormuş. Orada farkına vardım ki çay düşündüğümden daha evrensel. Çay Toplayıcılığı 101 yazısının devamı

4 yıl hayallerin gerçekleşmesi için uzun bir süre mi?

Bundan 4 yıl önceydi. 2011 yılı yaz aylarında, Çayeli’nde bir grup genç bir araya gelmiş, kimisi üniversite öğrencisi kimisi henüz lise. Fakat hepsinin ortak bir gayesi vardı. Sokak sokak dolaşıyor, girmedikleri kapı kalmıyor, el sıkmadıkları esnaf bırakmıyorlardı. Gün boyu yorulmadan geziyor; çat kapı ziyaretler yapıyordu.

Peki gençler ne istiyordu?

Toplumun şekillenmesinde en önemli paya sahip olan gençler, Türkiye nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Buna karşın, gençlerin doğru yönelimlere sahip olması için; kısaca uyuşturucu madde, alkol bağımlılığı ve benzeri kötü ahlaki alışkanlıklardan uzak durmalarını sağlayacak yeteri kadar sosyal proje mevcut değil.

Madde bağımlılığı tedavi merkezleri arttırılsa da, bunlar da yeterli gelmiyor. Çünkü çözüm bu değil. Çözüm gençlere daha erken yaşlarda ulaşmak. Çözüm gençleri başarılı olabileceği sosyal projelere katmak. Çözüm gençlerin yeteneklerini ortaya çıkarmak, kendisinin de bunun farkına varmasını sağlamak. Çözüm gençlere örnek alacağı (role-model olacak) akranlarıyla tanıştırmak. Çözüm gençlere hayallerini gerçekleştirmesi için imkan sağlamak.

Daha pek çok çözüm başlığı yazılabilir. Bunlar öncelikle olmasını düşündüğüm üst başlıklar. Bunlar sadece devlet eliyle değil, sivil toplumun da bu alanda çalışma yapmasıyla ulaşılabilecek hedefler.

2007 yılında kurulan Çayeli Gençlik Derneği de bölgesinde yaptığı sosyal projeler ile 4 yıl hayallerin gerçekleşmesi için uzun bir süre mi? yazısının devamı