Mutluluk Nedir? Nerede Başlar?

Daniel Gilbert’ın ‘Mutluluk beyinde başlar’ kitabı üzerine

Kitabı okurken son sayfalara kadar beğenip beğenmeme konusunda kararsızdım hatta arka kapağında yazan yorumlara bakıp içten içe abartıldığı ya da popüler tabirle ‘overrated’ olduğunu, o an biri tavsiye edip etmediğimi sorsa beynin nasıl çalıştığını öğrenmek istersen oku ama mutlulukla ilgili bir beklentin varsa başka kitaplara bakabilirsin derdim. 

Hatta acaba kitap satsın diye çevirisinde bilinçli olarak mı mutluluk kelimesini kullanmışlar diye orijinal adına da bakmıştım. Kitabın orijinal ismi ‘Stumbling on Happiness’ (Mutlulukta Tökezlemek) imiş. Yani biraz yorum olsa da mutluluk kelimesi orada duruyormuş.

Peki fikrim nasıl değişti de bu yazıyı yazdım? 

Öncelikle kitap bu on kuralı uygulayın ve hayatınız değişsin iddiasına sahip kişisel gelişim kitaplarının aksine Harvard’lı bir akademisyen tarafından yazılmış bir psikoloji kitabı.

İlk bakışta kişisel gelişim kitabına benzetilmesinin iki nedeni; mutluluk kelimesinin geçtiği ve bununla ilgili bir yargı bildiren iddialı bir isme sahip olması ve yazarının akademik üsluptan fersah fersah uzak eğlenceli anlatımı. -Belki kültür farklılığı sebebiyle espri anlayışlarımız çok tutmasa ve soğukkanlılıkla evet burada bir espri yapıldı diyerek sakince okumaya devam etsem de- içerik bakımından bu kadar komplike bir konuyu bu kadar anlaşılır ve akıcı bir şekilde anlatabilmesi takdire şayan. 

Muhakkak kitap benim bahsedeceklerimden çok daha fazlası notunu düşerek sözü çok uzatmadan kitabın derdinden ve benim hisseme ne düştüğünden bahsedeyim. 

Beynimizdeki alın lobu -sağ olsun-, geleceği düşünmeden yapamıyormuşuz. Yani meditasyonlarla yapmaya çalışılan, bir türlü tamamen başarılamayan ‘anda kalmak, şimdiyi yaşamak, nasıl kalp atışımızı irademizle durduramıyorsak aynı şekilde harıl harıl çalışan alın lobumuzu durduramayacağımız için biyolojik olarak çok da mümkün değilmiş. Sonuç olarak, geleceğimizi düşünmeden yapamıyoruz. Geleceği tahmin etmeye, kendimizi ona hazırlamaya ve böylece mutluluğu yakalamaya- ya da korumaya- çalışıyoruz.

Bunu yaparken de çoğu zaman mutluluk tanımı hakkında yanılıyoruz. Öncellikle mutluluğun öznel bir şey olduğunu ve tanımının kişiden kişiye değiştiğini atlıyoruz. Diğer taraftan mutluluğumuzu başkalarının mutluluğuyla kıyaslamanın bir yolu da yok. Birbirlerine alınlarından birleşik siyam ikizlerinin hallerinden memnun olmasını ve ayrılmak için riskli bir ameliyatı akıllarından bile geçirmemesini ya da başarılı bir sinema oyuncusunun geçirdiği bir at kazası sonucu boyundan aşağısını hissetmeden felçli bir şekilde hayatına devam etmesini ve bulunduğu durumda kendini mutlu hissedebilmesini yadırgıyoruz.

Aklımızda tutmamız gereken şey; mutluluğun öznel bir deneyim olduğu ve bu nedenle onu ölçmenin pek de mümkün olmadığı gerçeği. Bu yolda yapılan her çalışma bir şeyler söylese de tam anlamıyla gerçeği yansıtmıyor ne yazık ki. Yazar bu noktada bilimsel ölçme yöntemlerin manipülasyona açıklığının altını çizerek mutluluk hakkında herhangi bir araştırmanın ‘belirli bir yöntem ve ölçütler’ kullanılarak ‘istenilen sonucun’ elde edilebileceğini hatırlatıyor. Tabi ki bunlara bakarak pes etmiyoruz, geleceğimizi hayal etmekten geri durmuyoruz. 

Geleceğimizi nasıl hayal ediyoruz? 

Hafızamızı kullanarak geçmişimize bakıyor, algılarımızla şimdiyi değerlendiriyor ve bunların neticesinde geleceğe dair kararlar alıyoruz. Aferin bize, buradan bakınca baya iyi iş çıkarıyoruz gibi.

Bu noktada hafızamızın her şeyi olduğu gibi hatırlayan bir kayıt cihazı olmadığını altını çizmek gerekiyor. Hafızalarımız, anılarımızdan birkaç çarpıcı noktayı alıp özetleyerek kaydediyor ve biz her hatırladığımızda aslında farkında olmadan geçmişi yeniden kurguluyor ve çoğu zamanda geçmişte ne hissettiğimizi yanlış hatırlıyoruz. Bir daha asla yapmam/yapamam dediğimiz şeyleri- ilk çocuğunu yeni doğurmuş bir kadının bir daha bu deneyimi yaşamaya o an hiç sıcak bakmazken ileride tekrar çocuk sahibi olmaya karar vermesi gibi- tekrar tekrar yapmamızın sebebi işte buymuş.

Aynı şekilde gelecekte nasıl hissedeceğimizi de çoğunlukla yanlış tahmin ediyoruz. Diğer canlılardan farklı olarak hayal gücüne sahibiz. Fakat hayal gücümüz sınırlı, bir şeyi hayal ediyoruz ama onu tüm detaylarıyla aklımızda canlandıramıyoruz. Gilbert buna beynimizdeki kör nokta diyor. Yani geleceği her detayıyla hayal edemiyoruz. Bu da bizim geleceğe dair tahminlerimizde yanılmamıza neden oluyor.

Kitapta dikkatimi çeken bir diğer araştırma ise katılımcılardan uzun yıllar sıkıntılar içinde geçen ve sonu güzel biten bir hayat ile uzun yıllar mutlulukla geçen ama sonu kötü biten bir hayatı puanlamaları istendiğinde, insanların acılarla dolu olsa da sonu güzel bir hayatı daha mutlu tanımladıkları gözlenmiş. Yani mutluluğun niceliğinden çok niteliğiyle ilgileniyoruz. 

Kitabın son 50 sayfasına kadar biyolojik gerçeklerle ve beynimizin yapısıyla yüzleşiyoruz. Gördük ki hafızamız geçmişi hatırlamada algımız da geleceği şekillendirmede tahmin ettiğimiz kadar başarılı değilmiş. Kitabın büyük bir çoğunluğunda ilmek ilmek bu iç karartıcı bir tabloyu çizildikten sonra yazara içten içe haykırıyoruz; çok sevgili yazar peki senin bir çözüm önerin var mı?

‘Var ama işine gelir mi bilmem’ diyor Gilbert.

Öneri kısaca şöyle; başkalarının şimdiki deneyimlerini ve duygularını dinleyin ve bunlardan ders çıkarın! Geçmişine dair anılarına güvenmiyorsun, kendini en iyi sen tanımıyorsun ama başkasının şu an yaşadığı deneyime kulak vererek geleceğe dair atacağın adıma karar veriyorsun. İlk anda kulağa pek de ikna edici gelmiyor açıkçası. 

Yazar hepimizin kendimizi biricik olduğuna inandığı ve bunu düşünmenin içten içe hoşumuza gittiği, üstelik hepimizin bu biricikliğimizi de abartma eğiliminde olduğu için bu tavsiyenin pek hoşumuza gitmeyeceğini baştan kabul ediyor. Ah ama hep yine o araştırmalar bir şeye edindiğimiz bilgiler neticesinde kendimiz karar vermektense başkalarının bir konu hakkındaki yorumlarına bakarak daha doğru bir fikir edindiğimizi gösteriyor! 

Ve Gilbert kitabı şu cümlelerle bitiriyor:

Mutluluğu bulmanın basit bir formülü yokturAma muhteşem beyinlerimiz geleceğimize hata yapmadan gitmemize imkân vermese bile, hiç değilse bizi tökezleten şeyin ne olduğunu anlamamızı sağlar.’

Daniel Gilbert, ‘Stumbling on Happiness’ (2018), s.301

Sonuç olarak ben bu kitaptan ne öğrendim?

Beynimiz çok karmaşık bir organ ve kusur olarak gözüken yanları bile aslında bir nimet. 

Evet biyolojik olarak ‘mükemmel’ değiliz, bu sebeple mükemmel bir hayat sürmemiz ve hepimiz için geçerli bir mutluluk tarifi vermek de mümkün değil. Yani başarılı bir kariyere sahip olup, harika bir eşimiz ve sağlıklı pırıl pırıl evlatlarımızın olması -kesinlikle çok geçerli şükür sebepleri olmakla beraber- mutlu bir hayatın yegâne tarifi değil. Büyük kazalar geçirip, sağlık sorunları yaşayıp, adaletsizliklere uğrayıp, hayatı engellerle dolu insanlar da mutlu olur hatta bu sıkıntılara sahip olmayanlara göre daha mutlu hissedebilirler. 

Sanılanın aksine kusurlarımızla ve tekrarladığımız hatalarımızla güzeliz. Hem nevi şahsına münhasır birer kişiyiz hem de araştırmalardaki çoğunluğa dahil sıradan insanlarız. Hem her birimize has bir mutluluğu deneyimleyecek kadar biriciğiz hem de aynı deneyimlerden benzer dersler çıkarabilecek kadar aynıyız. Mutluluğu kucaklamak için önyargıları ve önhisleri kırıp geleceğe ve ihtimallere kendimizi açmalıyız. Mutlu ile mutsuz arasındaki tek fark hayatta nerede durduğumuz ve hayata nasıl baktığımız ya da özet olarak bir motto ile; 

Olumlu olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu!

Geçmişimizin bize getirdiklerini şükranla kabul edip, şimdiyi memnuniyetle yaşayıp, geleceğe kalbimizi tüm içtenliğimizle açmamız dileğiyle.

Sevgiler,

Serra Girit


Biyografi

1992 doğumlu son yıllara kadar mükemmeliyetçi bir başaktı, yakın zamanda bu iki özelliğine ve konfor alanının sınırlarına büyük bir savaş açmış durumda. 

2015 yılında Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Lisans döneminde bir sene Münih Ludwig Maximilians Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde Erasmus öğrencisi olarak eğitim gördü. Mezuniyetiyle aynı yıl Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisansa başladı. Ağlaya sızlaya, bırakıp tekrar dönerek tezini yazmaya başladı ama fırsatını bulduğu an okulu bıraktı.

2019 yılında Birmingham Üniversitesi’nde Küresel İş birliği ve Güvenlik MSc programını bitirerek master derecesi aldı. Bu akademik geçmişin detaylarını, kişisel geçmişinden bahsetmekten daha güvenli ve gerçekten tüm bu süreçlerin kendisi üzerinde önemli tecrübeler bıraktığı için verdi. Lisans dönemi sonrası çeşitli sivil toplum çalışmalarında bulundu. Genel olarak yaşadıkları ne istediğinden çok, ne istemediğine karar vermesi konusunda aydınlatıcı oldu. 

Lisanstan sonra acaba psikoloji mi okusaydım diye ciddi ciddi hayıflansa da masterda Siyaset Psikolojisi dersinde akademik olarak psikoloji okumaları yapınca bu alanda çalışmanın Uluslararası İlişkiler’den tahmin ettiği kadar keyifli olmadığını fark etmesine neden oldu. Bu sebeple psikoloji üzerine okumaya ve düşünmeye keyif aldığı ve ilgisini çektiği ölçüde hobi olarak devam etmeye karar verdi. Akademik ilgi alanları arasında Uluslararası Güvenlik, Siber Güvenlik ve Terör, Teknolojik Gelişmelerin Dünya Siyasetine Etkileri yer almaktadır.

Sorarsanız 2016 yılında bloğun sahibi İlker ile evliliğini hayatının en önemli dönüm noktası olarak tanımlar. İlker’in eşi olmak, kişisel yolculuğunda hayata çok daha olumlu bakabileceğini ve içindeki eleştiri canavarından kendini kurtarabileceğini fark etmesine; Yiğit Asaf’ın annesi olması ise içinde bunları gerçekleştirecek gücü bulabilmesine neden oldu. 

Şu sıralar bol bol okuma yapıyor ve doktora programları araştırıyor. Allah yardımcısı olsun.

Hyde Park, Londra – Ekim 2018 © Serra Girit

Mutluluk Nedir? Nerede Başlar?” için 2 yorum

  1. Mutluluk, sahip olduklarımıza iyi bakmakta, onların kıymetini bilmekte saklı. Bununla birlikte, bırakmak ve vazgeçmekte gizli. İnsan, kendisine yük gelen her şeyden arındığında mutluluğa ulaşır. Gerçek sevince kavuşmak ancak bizi aşağıya çeken her ne var ise ondan vazgeçtiğimizde mümkün olur. 🙏

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s